haset etmek ile ilgili hadisler ve ayetler
Allah kimi hidayet etmek isterse onun İslam’ı (kabul etmesi) için göğsünü genişletir. Kimi de saptırmak isterse gökyüzüne yükseliyormuş gibi göğsünü dar ve sıkıntılı yapar. Böylece Allah, iman etmeyenleri ricse/pisliğe/azaba mahkûm eder. (veya ricsi iman etmeyenlerin üzerine yığar.) (6/En'âm 125)
HASET, KISKANÇLIK VE BENCİLLİK HAKKINDA HADİSLER. Ebû Hüreyre’den (r.a.) nakledildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Zandan uzak durun. Zira zan, sözün en yalanıdır. Birbirinize kulak misafiri olmaya çalışmayın, birbirinizin özel hâllerini araştırmayın, birbirinizle üstünlük yarışı içine
Haset, Kötü Zan ve Uğursuzluk İle ilgili Hadisler Hz. Muhammed (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde bize, her müminde kötü ahlaka ait üç hasletin bulunduğunu bildirmekte ve bundan kurtulmanın yolunu göstermektedir. İbn Abbas (r.anha) Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
AYETLER – “Yalnızca Allah’a kulluk edin ve O’ndan başka hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayın. Ana babaya yakın akrabaya, yetimlere, muhtaçlara kendi çevrenizde olan yakın komşulara ve uzak komşulara, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve elinizin altındaki hizmetçi ve işçilere iyilik yapın iyi davranın.” (Nisa
1 Haset ettiği kimsenin elindeki nimetin yok olmasını istemektir. Bu nimet ister kendi eline geçsin, ister geçmesin, yeter ki onda bulunmasın. Hasedin en kötü olanı budur. 2- Haset ettiği adamın elindeki nimetin, kendi eline geçmesini istemektir. Mesela, adamın güzel evi veya güzel arabası var, yahut üstün mevkidedir.
Site De Rencontre Homme Femme Gratuit. Kısaca Aldatmak nedir? Tabi bu konuda ilk akla gelen “Aldatan, bizden değildir” hadisi şerifidir. Bu hadis bize ümmet olmanın , kardeş olamanın ancak aldatma olmadan olabileceğini ifade eder. Aldatmak Nedir? Denilince ilk akla malla ve mülk ile ilgili konular gelir. Halbuki maddi ve manevi ne olursa olsun aldatmanın her türlü kerihtir ve asla kabul edilebilecek bir durum değildir. Bir hakikatin saklanması, yalan söylemek de aldatmanın bir çeşididir. Hz. Peygamber henüz peygamber olmadan Mekkeli putperestler ona Muhammedül Emin’ yani Güvenilir Muhammed’ diyorlardı . Hayatı boyunca ne o ne ona tabi olan sahabeler asla yalan söylememişler ve aldatmamışlar. Bu güzel haslet ümmete miras olmalıdır. Hz. Peygamber o kadar güvenilir olmuş ki mekkeli müşrikler değerli şeylerini getirip ona emanet olarak veriyorlardı. Biliyorlardı ki o aldatmaz, öyle ise Müslüman Aldatmaz olmalıdır. Müslüman demek güvenilir insan olmalıdır. Böyle olması gerekir. Hem görünüşüyle, hem ticaretiyle, hem söz ve ahdi ile her şeyi ile güvenilir olmalı. Aldatmak nedir? İnsanoğlu bazen hırslanıyor mal ve mülk edinmeye daha çok kazanmaya yönelik hırla çalışıyor. Bu hırsı ona yanlış yaptırıyor. İstikametten saptırarak yanlış yollara sokuyor. Ne yapıyor kolay yollardan zengin olmak ve para kazanmak adına tartıda oynama yapıyor, kaliteden ödün veriyor, işin hakkını vermiyor ve bunları en iyisi ve en güzeli diye yapıyor maalesef. Kuranda Enfal suresinde 125. ayet bize ölçü ve tartıyı adaletle yapın der. Hud suresi 84 de ölçü ve tartıyı eksik yapmayın, titiz yapın der. İsra suresi 35 de ölçtüğünüzde ve tarttığınızda doğru yapın der. İbnu Abbas rivayet ediyor Resulullah Medineye geldiğinde halk ölçü-tartı işinde çok kötü idi. Bunun üzerine “Ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline” diye başlayan sureyi inmesiyle ölçü ve tartıyı güzel yaptılar. Başka bir rivayette ise bu ölçü ve tartı işinden bir kavmin helak olduğu rivayet edilir. Biz ölçü ve tartı dediğimizde sadece fiziki tartı anlamayacağız yaptığımız bütün işlerde ölçü ve tartıyı adaletle yapacağız, aldatmadan, kandırmadan yapacağız ki her iki cihanda mesut olalım. Yok maalesef iki cihanda ziyana uğrayanlardan oluruz. Münafıklık, en büyük aldatmadır! Aldatma nedir? konusuna farklı bir bakış. Münafıklık ne demek iman ettik deyip, aslında Müslümanların kötülüğünü düşünen, müşrik olan ve kalbi İslam’dan uzak kişiler anlamındadır. Münafık kimseler, Allah ve peygamberine açıktan iman etmediğini izhar eden kişilerden de aşağıdadırlar. Zira münafık ne yapar yalan söyler, ne yapar aldatır ve İslamın aleyhine olan ne varsa gizliden destekler. Küfür ehli ise İslama düşmanlığını gizlemez ve bu dolayı münafıktan bir üst tabakada yer alır. Aldatmak Ne Demek Aldatmak denince ilk akla gelen şeylerden birisi de eşini aldatmaktır. Maalesef günümüzde sevgili, arkadaş, flört adı altında bu tür hadiseleri çokça görüyor duyuyoruz. İslamca yasak olan haram ilişkiler aile yapısını bozar ve toplumu çökertir. Yasak olan ilişkiler erkeklerden şahsiyeti, hayayı ve vakarı, kadınlardan ise iffet ve nezaketi kaldırır. Birçok gencin başı maddi ve manevi belaya girer. Aldatmak ile huzur bulan olmadığı gibi kısacık bir zevk uğruna sonsuz pişmanlıklar ve acılar yaşayan pek çoktur. Resulullah buyuruyor ki “Bir kul, zina etmeye başladığı zaman, imanı kalbinden çıkıp, başının üzerinde bir gölge gibi bekler. Ancak, zinadan feragat ettikten sonra geriye döner.” İmam Suyuti “Zinadan çekininiz . Zira zinada, başlıca 4 büyük tehlike vardır 1- Zina, yapanın yüzünden iman güzelliğini gider. 2- Rızkındaki feyz ve bereket gider. 3- Gadabı ilahiyeyi celb eder. 4- Sabit kalıp tövbe ile dönmez ise çıkmamak üzere cehennem azabınına sebep olabilir. İmam Suyuti Şimdilerde aldatmak ama aslında zinanın ne kadar zararlı olduğu ile pek çok hadis ve ayet vardır. Toplumun ailenin ve bireyin maddi ve manevi dehşetli bu hadiseden Allah muhafaza buyursun. Kısaca anlattığımız Aldatmak nedir? yazımızdan istifade etmeniz temennisiyle.. Selam ve dua ile Derviş ve kabadayının hikayesi için burayı tıklayınız.
İnsanoğlu çeşitli duygularla donatılmış bir varlıktır. Bu duygulardan iyi olanların yanı sıra kötü olanları da mevcuttur. Dünya ve Ahiret mutluluğu, iyi duygularımızı hareke geçirmek, kötü duygularımızdan da arınmakla mümkündür. İçimizde bulunan dünyamızı ve ahretimizi hüsrana uğratabileceğimiz duygulardan biri de Haset’tir. Türkçe’de “çekememezlik” anlamına gelen hased kelimesi bir ahlâk terimi olarak kişinin, başkalarının sahip bulunduğu maddî ve manevî imkânlarının elinden çıkmasını veya o imkânların kendisine geçmesini istemesi anlamına gelir. Kur’an-ı Kerim’de haset ettiği zaman hasetçinin şerli olduğu zikredilmiş, şerrinden Allah’a sığınılması yönünde ayet indirilmiştir. Felak süresinde Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır. قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ {} مِن شَرِّ مَا خَلَقَ {} وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ {} وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ {} وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ De ki “Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.”[1] Dünya imtihan dünyasıdır. Kimi zenginliğiyle imtihana tabi tutulurken kimi fakirliğiyle imtihana tabi tutulmaktadır. Kimi malı-mülkü, evlatlarının çokluğuyla yani varlığıyla imtihan geçirirken kimi ise yoklukla imtihan geçirmektedir. Bu sebeple bize verilmeyenler için ah etmek veya bizden başkasına bize verilenlerden daha çok verilmesinden dolayı haset etmek yerine imtihan olarak bize verilenlerle yetinmeye çalışmak bize fayda verecektir. Dünyada çekilen sıkıntılar için ahiret mutluluğu var ise ne güzel, dünyada elde edilen nimetler çok ve bu nimetlerden dolayı ahiret hayatımızı mahvetmişsek ne acı. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır. “Cehennemliklerden olup, dünyada pek müreffeh hayat yaşayan bir kişi kıyamet gününde getirilip cehenneme bir kere daldırılır. Sonra – Ey âdemoğlu! Sen hayırlı bir gün gördün mü? Herhangi bir nimete nâil oldun mu? denilir. O kişi – Hayır, vallahi Rabbim! Öyle bir şey görmedim, der. Cennetliklerden olup, dünyada insanların en yoksul olanı getirilir cennete bir kere daldırılır. Ona da – Ey âdemoğlu! Sen herhangi bir yoksulluk ve sıkıntı gördün mü? Hiç zorluk ve darlık çektin mi? denilir. O kişi de – Hayır, vallahi Rabbim! Hiçbir yoksulluk ve sıkıntı görmedim, zorluk ve darlık çekmedim, der.”[2] Müslüman hayatı boyunca çalışmakla mükelleftir ve Yüce Rabbimizin insanlara bildirmiş olduğu vaadiyle وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır”[3] ayetine mazhar olmak için bütün gayretini ortaya koymalıdır. Böyle bir çaba gösterildikten sonra kazanılan bütün nimetler ve başa gelenler için tevekkül etmek ise davranış şekillerinin en güzeli olacaktır. Ama hem çalışma medya getirmemek hem de çalışanların elde ettiklerini kıskanmak, haset etmek ise Müslüman’a yakışmayacak huylardandır. Allah-u Teala bir ayette şöyle buyuruyor. وَلاَ تَتَمَنَّوْاْ مَا فَضَّلَ اللّهُ بِهِ بَعْضَكُمْ عَلَى بَعْضٍ لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِّمَّا اكْتَسَبُواْ وَلِلنِّسَاء نَصِيبٌ مِّمَّا اكْتَسَبْنَ وَاسْأَلُواْ اللّهَ مِن فَضْلِهِ إِنَّ اللّهَ كَانَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيماً “Allah’ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri haset ederek arzu edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah’tan, onun lütfunu isteyin. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir.”[4] Ayette de zikredildiği üzere kişilere Allah katından verilen şeylere haset edilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Peygamber Efendimiz peygamber olarak gönderilmeden önce o devirde yaşayan Yahudiler dünyada bulunan bütün iyilik ve güzelliklerin kendileriyle beraber olduğunu zannediyorlar ve bunu iddia ediyorlardı. Son Peygamberinde kendi ırklarından geleceğini ve bu durumla diğer insanlara karşı üstünlük kuracaklarını farz ediyorlardı. Ama Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa peygamber olarak gönderilince bu durumu kabullenemediler ve hasetliğe düştüler. İşte Yüce Allah bu durumu Kuranda bizlere şöyle bildirmektedir. أَمْ يَحْسُدُونَ النَّاسَ عَلَى مَا آتَاهُمُ اللّهُ مِن فَضْلِهِ فَقَدْ آتَيْنَا آلَ إِبْرَاهِيمَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَآتَيْنَاهُم مُّلْكاً عَظِيماً “Yoksa, insanları; Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şey dolayısıyla kıskanıyorlar mı? Şüphesiz biz, İbrahim ailesine de kitap ve hikmet vermişizdir. Onlara büyük bir hükümranlık da vermiştik.”[5] Bir diğer ayette ise şöyle buyruluyor. “Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir.”[6] Biz bütün dinlerin ve bütün peygamberlerin ve bütün ilahi kitapların Allah’tan olduğunu kabul ederiz. Bu bizim iman şartlarımızdandır. Ama son din olarak İslam’ı, son Peygamber olarak Hz. Muhammed’i son kutsal kitap olarak Kuranı kabul ederiz. Diğer dinlerle bizim aramızda bulunan en temel ayrım ise bunlardır. Yüce Allah’ın bizlerden istemiş olduğu iman, ibadet ve ahlaki unsurların tamamı nasıl istenmişse öyle yerine getirilmelidir. Dünya ve ahiret mutluluğunun sırrı ise bunun içinde saklıdır. Bu hususla ilgili Yüce Rabbimizin şu tavsiyesini de asla unutmayalım. “Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz şimdilik, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin, hoşgörün. Şüphesiz Allah, gücü her şeye hakkıyla yetendir.”[7] Hadisi Şeriflere baktığımız zaman, Efendimiz, kanaat edenin ve haset etmeyenin kurtuluşa ereceğini, imanla hasedin yan yana bulunmayacağını, hasedin iyilikleri bitireceğini zikretmiştir. Konumuzla ilgili Sevgili Peygamberimizin bizlere aktarmış olduğu hadisler şöyledir. إيَّاكُمْ والحسدَ ، فإنَّ الحسدَ يأكُلُ الحسناتِ كَما تَأْكُلُ النًارُ الحطبَ ، أوْ قال العُشْبَ “Haset etmekten sakının. Zira, ateşin odunu veya otları yiyip bitirdiği gibi haset de iyilikleri yer bitirir.”[8] “Bir kulun kalbinde imanla haset bir arada olmaz”[9] “Yalnız şu iki kişiye haset gıpta edilir. Allah tarafından kendisine verilen serveti hak yolunda harcayan kimse, diğeri de Allah’ın verdiği ilimle amel edip bu ilmi başkalarına öğreten kimse.”[10] Haset sebepsiz yere oluşmaz. Bilakis, insan da bulunan birçok manevi hastalık kişiyi hasede götürür. Bunları şu başlıklar altında zikredebiliriz. -Düşmanlık ve kin gütme Hasetin en temel sebebi budur. İnsanoğlu tamahkârdır. Mala düşkündür. Nefsin istekleri hep bu yöndedir. Eğer nefis terbiye edilmeye çalışılmazsa, manevi hayatımızı kemale eriştirmek için en güzel ahlaki ilkeler yaşantıya aktarılmazsa dünyada yaşanan hüsranlık ahrette de devam edecektir. Bizde olmayanlar için kin gütmek düşmanlık beslemek insanı büyük günahlara sevk edebilmektedir. Adam öldürme, hırsızlık ve gasp gibi insana yakışmayacak büyük günahlara Müslüman düşebilmektedir. Yüce Rabbim böyle bir tamahkârlıktan bizleri korusun. Günahlara düşmemize engel olsun İnşallah. -Üstünlük duygusu Allah katında üstünlük takva iledir. Ayette şöyle buyrulmaktadır. “Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdâr olandır.”[11] Mal-mülk gibi mali konumlar, güzellik gibi fiziki özellikler hep geçicidir. Aramızda asla üstünlük sebebi olmamalıdır. Bu sebeple birbirimize karşı üstünlük oluşturmak için mal, ilim elde etmeye çalışmayalım. Unutmayalım ki, böyle bir mal ve böyle bir ilim ne dünyamıza nede ahiretimize fayda sağlamayacaktır. -Kibir ve böbürlenme Her türlü sıkıntıların habercisi kibirdir. Dünyada kazanılmış olan güzelliklerin birden mahvolmasına sebep olur kibir. Yüce Rabbimiz bir ayette şöyle buyurmaktadır. “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.”[12] Kibirlenenler hep hüsrana uğramışlardır. İblis Hz. Adem’e haset etmiş, kendisinin ondan üstün olduğunu inancına kanmış ve kibirlenerek ziyana uğrayanlardan olmuş. İblis örneğinde olduğu gibi kibirlenenler hep haset beslemişler buda kendi aleyhlerine olmuştur. -Makam ve mevki tutkusu Makam ve mevki tutkusu da hasedi tetikleyen isteklerdendir. Ulaşılmak istenen dünyalık makam için her şey meşru gelebilir insana. Ama bu asla tasvip edilebilecek bir tutum değildir. Bizler elbette çalışır çabalar ve en güzel yerlerde olmayı isteriz. Ama bunun için asla harama, günaha, fesada, yanlışa ve hak yemeye yanaşmayız. Çabamızı gösterir gerisini Rabbimize havale ederiz. -Nefsin kötülük ve çirkinliği Nefsin nasıl bir yapıda olduğunu Kuran-ı Kerimde Yusuf diliyle bizlere şöyle aktarılmaktadır. وَمَا أُبَرِّئُ نَفْسِي إِنَّ النَّفْسَ لأَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ إِلاَّ مَا رَحِمَ رَبِّيَ إِنَّ رَبِّي غَفُورٌ رَّحِيمٌ “Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi.[13] Nefis tezkiyesi hepimiz için şarttır. Eğer nefsimizin her istediğini yerine getirirsek sonumuz hüsranlıktır. Nefis her şeyin kendisinde olmasını ister ve bunun için insana devamlı fenalık telkin eder. Bu fenalığın biride hasettir. Hasetle nefsin istekleri arasında bağlantı vardır. “Onda var senin niye olması” gibi nice laflarla nefis haset ile bizi yanlış yollara sürükleyebilir. Bu sebeple içimizden geçen her şeyi yerine getirmemeli doğru ve güzel olanları ayırt edip yerine getirirken yanlış ve günah olanlardan uzaklaşmalıyız. Hasedin belli dereceleri vardır. Peki hangi tür hasetler insanı sıkıntıya sokar? Bunun cevabını şu başlıklar altında zikredebiliriz. eden haset ettiği kimsenin elindekinin yok olmasını istemektedir. Bu tür haset en tehlikeli olandır. Çünkü haset eden kişi istediği şeyin eline geçip geçmesine bakmaz, sadece haset ettiği kişiden yok olmasını ister. Bu ise Müslüman’a yakışmayacak bir durumdur. Bir insan hele hele bir Müslüman kim olursa olsun, ister din kardeşi isterse başka bir insan fark etmez, asla böyle bir zararlı duygu içerisinde olmamalıdır. Böyle bir ahlaki bozukluk Efendimizin ifade ettiği üzere yapılan amellere zarar verecektir. 2. Haset eden haset ettiği kimsenin elinde bulunan nimetin kendisine geçmesini ister. Amaç istediği şeyin kendisinin olmasıdır. Bu husus da Müslümanlıkla bağdaşmayan bir durumdur. eden haset ettiği kimsede bulunan şeyin aynısının veya benzerinin kendisin de olmasını ister. Bu çeşit haset türünde ise, haset eden istediği kendi eline geçmeyecekse haset ettiği şahısta da olmamasını ister. Oysaki Mümine yakışan kendisi için istediğini mümin kardeşi için de istemesidir. Peygamber Efendimiz kâmil anlamda iman etmenin yolunu bizlere şöyle bildirmektedir. لا يُؤْمِنُ أَحدُكُمْ حتَّى يُحِبَّ لأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ “Kendisi için istediğini mümin kardeşi için istemeyen iman etmiş olmaz”[14] eden haset ettiği şeyin kendisinde olmasını ister, ama haset ettiği kişiden yok olmasını arzu etmez. Bu haset çeşidinde istekler dünyalık ise affedilmiştir. Din hususunda ise yukarıda aktardığımız hadisi şerifte de belirtildiği gibi tavsiye edilmiştir. Çünkü buna hayırda yarışmak denir. Yani servetinin Allah yolunda harcayan, ilmiyle amil olan bildiğini hayatına aktarıp başkasına öğretmek isteyen kimseye gıpta edilir, yani onlar gibi olmak arzusu gösterilebilir. İşte mümine yakışan davranış şekli budur. Haset kişiyi olmayacak sevdaların peşine sürükler. Haset kişiler arasındaki dostluğu, muhabbeti ve kardeşliği zedeler. Haset insanı içinden çıkılmayacak hastalıklara sevk eder. Bu sebeple bizlere yakışmayacak kötü hasetten kendimizi korumalıyız. Mümin kardeşimizin mutlu ve huzurlu olmasını istemeli ve bunun içinde gayret göstermeliyiz. Vaazımızı Sevgili Peygamberimizin şu tavsiyeleriyle sonlandırıyoruz. لا تَباغَضُوا ، ولا تحاسدُوا، ولاَ تَدابَرُوا ، ولا تَقَاطعُوا ، وَكُونُوا عِبادَ اللَّهِ إخواناً ، ولا يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يهْجُرَ أخَاه فَوقَ ثلاثٍ “Birbirinize kin tutmayınız, haset etmeyiniz, sırt dönmeyiniz ve ilginizi kesmeyiniz. Ey Allah'ın kulları, kardeş olunuz. Bir Müslüman’ın, din kardeşini üç günden fazla terk etmesi helâl değildir.”[15] Yüce Rabbim birbirimizi sevenlerden eylesin. İçimizde bulunan kötü duygulardan arınma fırsatı bizlere nasip etsin. Haset etmeyenlerden, başkasının malında mülkünde gözü olmayanlardan eylesin. En güzel ahlaki ilkeleri hayatımıza aktarmayı nasip etsin. Cumanız mübarek olsun. Daha nice Cumalara sevdiklerimizle beraber sağlık ve sıhhat içerisinde ulaşmayı, Cumanın feyiz ve bereketinden yararlanmayı cümle Ümmet-i Muhammed’e içindede bizlere nasip etsin. Allah’a emanet olun. Ahmet ÜNAL Vaiz [1] Felak, 113/1-5 [2] Riyazü’s-Salihin, Hadis No 463 [3] Necm, 53/39 [4] Nisa, 4/32 [5] Nisa, 4/54 [6] Casiye, 45/17 [7] Bakara, 2/109 [8] Riyazü’s-Salihin, Hadis No1573 [9] Seçme Hadisler, Hadis No147 [10] Sahih-i Buhar-i Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi,Hadis No1774 [11] Hucurat, 49/13 [12] İsra, 17/37 [13] Yusuf, 12/53 [14] Müslim, Îmân 71-72; Buhârî, Îmân 7 [15] Riyazü’s-salihin, Hadis No1571
İslam dininde İhanet nedir? İhanet haramdır. Allah’ın sevmediği kullar arasında yer edinen hainler, ahde vefasızlık gösteren, kendilerine karşı olan güveni suiistimal eden, güvenilirliği olmayan ve emanete ihanet eden kişilerdir. İhanet nedir? bu konuyu işliyoruz. Münafıklık alametlerinden biri olan hainliğin cezası da büyüktür. Hele ki vatana, millete ve dinine ihanet eden kimsenin ölümle cezalandırılması gerekir. Hadisi şerifte, “Emaneti hain, güvenilirliği olmayanın bir kimsenin imanı yoktur, ahdine yeminine riayet etmeyenin de dini yoktur” denilmiştir. İhanet Nedir? İhanet Nedir? dersek göstermesi gereken bağlılığı göstermeyip vefasızlık yapması anlamına gelir. Bir mümin birtakım günahlara düşebilir. Ancak yalana ve hainliğe hiçbir zaman düşmemelidir. Çünkü ahdine sadık kalmayan kişinin dininden şüphe edilir. Bu nedenle mümin, verilen sözü yerine getirmeli, aldığı emaneti de korumalıdır. Mevki ve memuriyetlikler dahi birer emanettir. Dolayısıyla bir memurun vazifesini yerine getirme konusundaki ihmalkarlığı, hilekarlıkları hainlik olarak ifade edilebilir. Bu kişiler, büyük mesuliyet altında olduklarından sebep, bulundukları makamın ve mevkiinin hakkını vermeleri oldukça önem ifade eder. Mümin, emin bir kimsedir. Bir Müslüman’ın sözüne, fiillerine ve tutumlarına karşın insanların sakınması ve bu tür konularda ondan endişe duymaları halinde kişinin dinden uzaklaşmaya başladığı söylenilebilir. Çünkü mümin kimse, emaneti taşıyabilen ve sözüne güvenilen biridir. İnsanların malından, canından ve ırzından emin oldukları şahıstır. Enfal süresinde şöyle buyrulur “O halde ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e elçisine hainlik etmeyin; sonra bile bile kendi aranızdaki emânetlerinize hıyânet etmeyin” buyrulmaktadır. Müslüman kişi İslam’ın getirdiği ölçülere uyan ve onları yaşama yaşatma konusunda cevval davranan kişilerdir. “Mü’min” denildiğinde ilk akla gelen kelime emin olmaktır. Emniyet içine olmak ve emanete sahip çıkmak akla gelir. Zira Allah iman eden Müslümanlardan emin olmasını istemektedir. Nitekim Peygamberlerin en önemli sıfatlarından biri de “Emânet” olup bu sıfat ümmetine de şamildir. Bizim Peygamberimiz o asırda herkes tarafından adeta sembol olarak “Emîn” kelimesi ile meşhur olmuş. Dolayısıyla ümmeti olan mü’minler için emîn ve güvenilir olmaktan daha doğal bir şey olamaz. Sahbelere bakınız hep emin kişilerdir. Bu sıfattan uzaklaşan insanların da zamanla hem mü’min sıfatı ile hem de Muhammedü’l-Emîn ile alakası kesileceği aşikardır. Hıyanet öyle ki münafıklık alametlerinden biri olmuş. İhanet Nedir? Emanet edilen şeyde, İslama aykırı şekilde tasarrufta bulunmak, haksızlık yapmak ve güven hissi vermemektir. Bu durum maddi konularda olduğu gibi manevi mevzularda da geçerlidir. İhanet Nedir? Hakkında ayet ve hadisler Ali İmran suresi 61. Ayet Bir peygamberin emanete hıyanet ihanet etmesi düşünülemez söz konusu olamaz. Kim hıyanet ihanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle haşrolunur birlikte gelir Nisa suresi 107. Ayet Kendilerine nefislerine hainlik hıyanet edenleri savunma. Kuşkusuz Allah hainlikte ilerlemiş, direnen hiçbir haini, hiçbir günahkarı sevmez. Enfal suresi 27. Ayet Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik ihanet etmeyin. Bile bile kendi aranızdaki emanetlerinize güvenilen şeylere de hainlik etmeyin. Yusuf suresi 52. Ayet Onların hilelerini kesinlikle muvaffakıyete başarıya erdirmez. Nisa suresi 105. Ayet Hainlerden taraf olma savunucusu olma! Buharide geçen bir hadiste Efendimiz buyuruyor ki “Münafığın alameti işareti üçtür Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verince sözünden döner, bir şey emanet edildiğinde hıyanet ihanet eder.” Başka bir rivayette namaz kılsa dahi, oruç tutsa dahi ibaresi geçmektedir. Adiy bin Amîre şöyle anlatır Resûlullah Efendimiz’in şöyle buyurduğunu işittim Başka bir hadiste ise “Herhangi bir işe memur tayin edilen kimse, bir iğneyi hatta ondan daha küçük bir şeyi gizlese bu hıyanet ihanet olur ve kıyamet günü onunla haşrolunur. “Resûlullah şöyle dua ederdi Hz. Peygamber şu şekilde dua ederdi. “Allah’ım! Aç olmaktan sana sığınırım; o ne kötü bir arkadaş ne fena bir hâldir. Emanete ihanetten hıyanetten de sana sığınırım; o ne kötü bir kalbi haslettir. Hadiste Müslüman şu şekilde tarif edilmiş. “Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona hiyanet ihanet etmez, ona yalan söylemez ve ondan yardımı esirgemez. Bir Müslümanın diğer bir Müslümana ırzı, malı ve kanı haram kılınmıştır” Tirmizi İbretlik bir hadise Birisi Peygamber Efendimize geldi ve “–Ey Allah’ın Resulü! Benim kölelerim bana devamlı yalan söylüyorlar. Bana ihanet ederek baş kaldırıyorlar. O zaman ben de onlara hakaret ediyorum ve onları dövüyorum. Onlar yüzünden benim hâlim ne olacak?” dedi. Resûlullah şöyle dedi “Onların sana yaptıkları hıyanet ve yalanları ile senin kölene verdiğin ceza hesaplanır, eğer verdiğin ceza kölelerin suçuna eşit ise senin ne lehine olur ne aleyhine olur. Verdiğin ceza onların işledikleri suçtan az olursa bu lehine menfaat olur. Verdiğin ceza onların suçundan çoksa o fazla cezayı ödemek zorunda olursun ki bu husus senden kısas yoluyla alınır.” Bu sefer adam bir kenara çekildi ve hüngür hüngür ağlamaya başladı. Bunun üzerine adama biz, kıyamet gününde adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez mealindeki ayeti okudu. Adam bunun üzerine “Vallahi Ey Resulallah, hem kendi adıma hem de onlar adına birbirimizden ayrılmaktan daha hayırlı bir hal kalmadı. Şahit olun, onların hepsi de hürdür.” dedi. Tirmizi Evet İhanet Nedir? dediğimiz zaman görüyoruz ki çok dikkat etmemiz lazım. Bizler Müslüman olarak mümin olarak her daim bize verilen emanetlere gözümüz gibi bakmamız gerekiyor. Emanet deyince illa mal anlaşılmasın bir vazife, nefis, ırz, can, gibi çok şeyle var ki onlarda emanettir. Bize yakışan emanete sahip çıkmak az çok demeden titizce davranmaktır. kul hakkına azami riayet etmek gerek zira dikkat edeceğimiz en hassas şeyler. Her şeyin affı var ama kul hakkı sıkıntılı. Böyle sıkıntılı zor durumlardan uzak durma temennisiyle bir Müslüman kimliğiyle hakkıyla yaşama temennisiyle Allah’a emanet olun. Selam ve dua ile. Bencillik nedir? okumak için buraya tıklayınız. Osmanlıca isminiz nasıl yazılıyor görmek için buraya tıklayınız.
Haset ile ilgili sözler, Kıskançlık ve haset Sözleri, Haset ile ilgili ayetler, Haset insanlara Kapak Sözler, Haset ile ilgili atasözleri, Haset ile ilgili Hadisler, Başkalarının hayatını kıskanmak ile ilgili Sözler, Haset etmek ile ilgili atasözleri ve deyimler, Kıskançlık ile ilgili sözler, Haset Sözleri ve Mesajları, Hırs ve kıskançlık ile ilgili sözler
"Zandan sakının. Zira zan sözün en yalan olanıdır. İnsanların hallerini araştırmayın, konuşmalarını dinlemeyeçalışmayın, birbirinizin alışverişini kızıştırmayın,birbirinize haset etmeyin, birbirinize kin beslemeyin,birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları,kardeşler olun!"Buhari, 'Edeb' 58; Buhari 'Nikah' 46 İslamiyet, Haset ve Kıskançlığa Nasıl Yaklaşıyor? İslamda haset duygusu; Allah’ın bir Müslümana bahşettiği herhangi bir nimetin bir diğer Müslüman tarafından kıskanılması şeklinde özetlenir. Kelime anlamı olarak da haset, başkasının sahip olduğu herhangi bir şeyi çekememe, başkasının bir iyiliğini ya da başarısını engelleme, başka bir kişinin sahip olduğu imkanların yok olmasını ve kendinde olmasını isteme durumudur. Maddi ya da manevi herhangi bir şeyin kendisinden başkasında olmasını kabullenemeyen her insan haset etmiş, kıskançlık yapmış olur. Haset duygusu, insan ilişkileri açısından büyük bir sorun teşkil eden menfi bir duygudur ve kişiler arasında huzursuzluğa yol açar. Böyle bir duygu bir mü’minin hayatı boyunca kaçınması gereken bir duygudur. Haset duygusu İslamiyet’te hoş görülmez çünkü bu kıskançlık ve haset, Allah’ın kulları arasında yaptığı taksimden hoşnut olmamak, buna karşı çıkmak demektir. Zübeyir b. Avvâm’dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed şöyle söyledi; “Geçmiş toplumların hastalığı size de bulaştı Haset ve kin beslemek! İşte bunlar, kökten yok edicidir. Saçı tıraş eder demiyorum, aksine dini kökünden kazıyıp yok eder. Canım elinde olan Allah’a yemin ederim ki iman etmeden cennete giremezsiniz,birbirinizi sevmeden de mümin olamazsınız. Birbirinizi sevmenizi sağlayacak şeyi size haber vereyim mi? Aranızda selamı yayın.” Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme, 56. Allahuteâlâ Kur’an’da haset etmek ve kıskanmak gibi duyguların ne denli kötü ve zararlı huylar olduğunu defalarca vurgulamıştır. Allah yaşanan çok sayıda musibetin sebebinin de haset duygusu olduğunu anlatmıştır. Elbette bir kişide olan herhangi bir nimetin benzerini istemek, kötü niyet ve temennilerde bulunmadan aynı ya da benzer bir nimete gıpta edip imrenmekte kötü bir durum yoktur. İyilikte yarışmak, ve ne olursa olsun Allah’tan istemek kulun yararınadır. Burada önemli olan kıskanmamak ve hor görmemektir. Zira kötü niyet besleyerek haset etmek dinimizin yasakladığı bir davranış biçimidir. Haset Hususundaki İnce Çizgi Haset konusunda müstesna olan durumlar da söz konusudur. Bir günahkar veya kafirin elde edip de eziyette, kötülükte, şerde veya bozgunculukta kullandığı nimetin yok olmasını Allah’tan dilemek haset etmek olmaz. Çünkü ortada bahşedilen bir nimet var iken bu nimeti şerre, şirke, kötülüğe kullanıyor olunması söz konusudur. Burada yok olması istenilen asıl şey nimetin kendisinden ziyade o nimet ile yapılan kötülükler ve zulümdür. Kur’an-ı Kerim Haset ve Kıskançlığı Nasıl Yorumluyor? “Ehl-i kitaptan çoğu, hakikat kendilerine apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi imanınızdan vazgeçirip küfre döndürmek istediler. Yine de siz, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedip bağışlayın. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.”Bakara Sûresi, 109. Ayet Bakara suresinin 109. ayet-i kerimesi, Allah’ın herhangi bir nimetinin yok olmasını istemenin haset ve kıskançlık olduğunu anlatmıştır. Ayet, aynı zamanda da kulların haset edenlere bağışlayıcı yaklaşmalarını ve onları Allah’a havale etmelerini söylemiştir. Bunun sebebi de kıskanç insanlar yüzünden içinde haset tohumu olmayan kulların da kötü duygular beslemesi ve her şeyden Allah’a sığınarak korunmalarını sağlamaktır. Konu ile ilgili olarak Allahuteala Felak suresini indirmiş ve yukarıdaki durumu en güzel şekliyle bahşetmiştir. “De ki Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!” Felak Sûresi Haset ve kıskançlık gibi duygulardan Allah’a sığınmak, her Müslümanın yapması gereken bir davranıştır. Unutulmamalıdır ki dünya nimetlerinin hepsi ölümle birlikte yok olacak, tüm anlamını yitirecektir. Hiçbir Müslüman da yok olup gidecek olan şeyleri kıskanarak Allah’ın rızasını kaybetmeyi göze almamalıdır. Nefis, haset ve kıskançlık duygularının kaynağıdır. Nefsine yenik düşen insan kıskanır. Nefsine boyun eğen kişi düşünmeden ve hakkı olmadan başkalarının imkanlarına haset eder. Bu yalnızca maddi anlamda olan bir durum değildir. Haset sadece mala karşı beslenecek bir duygu değil, bir kişinin güzelliğine, zekasına, insan ilişkilerine de haset edilebilir. Haset duygusuyla dolan insanların birçoğu doğru düşünme yetisini kaybedip, Allah’ın buyruklarını göz ardı ederek, kıskandığı kişi hakkında konuşmaya ve gıybet ile kışkırtıcılığa da başlar. Bu gibi durumlar kişiyi hiç farkında olmadan yanlışlar silsilesinin içerisinde kaybolmaya itebilir. Kıskanç kişilerin bir diğer özelliği de bencillikleri böbürlenmeleri ve enaniyetleridir. Halbuki bununla ilgili olarak da Allah Nisa Suresi, 36. ayette; “…Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.”buyurmuştur. “Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır. “Âl-i İmrân Sûresi, 120. Ayet “Allah’ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri haset ederek arzu edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah’tan, onun lütfunu isteyin. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir.”Nisâ Sûresi, 32. Ayet “Yoksa onlar, Allah’ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara hased mi ediyorlar? Oysa İbrahim soyuna Kitab’ı ve hikmeti verdik ve onlara büyük bir hükümranlık bahşettik.”Nisâ Sûresi, 54. Ayet “Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir.”Câsiye Suresi, 17. Ayet Hiçbir Müslüman, haset ve kıskançlık gibi hislerin insanda iman zayıflığının belirtisi olduğunu unutmamalıdır. Bir önceki yazımızda Kevser Suresinin Okunuşu, Meali ve Faziletlerini kaleme aldık. İlgili yazılarımızdan bazıları;Gıybet Etmenin Günahı! – Kur’an’da Ahlâkî Emir ve Faziletler – Dinde İhlâs Nedir? – Kur’an Münafıklar İçin Neler Söylüyor? – Yaratanı Bulma Sanatı “Tefekkür” – Ahirete Nasıl Hazırlanmalıyız? – Kur’an-ı Kerim’de Ceza ve Cezalandırma – Müslüman Olarak Ölmek – Kâfirlere İtaatin Hükmü – İmanda Artma veya Eksilme Var Mıdır?
haset etmek ile ilgili hadisler ve ayetler