hac suresi 47 ayet meali
Ayetinin Meali (Anlamı): İncil ehli de, Allah’ın orada indirdiği ile hükmetsin! Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fâsıkların tâ kendileridir. Mâide Suresi 47. Ayetinin Tefsiri: Allah’ın indirdiği hükümler sadece Tevrat’tan ve Tevrat’ta bulunanlardan ibaret değildir. Tevrat’tan sonra Allah Teâlâ
Diyanetİşleri Başkanlığı Kuran ı Kerim Türkçe Meali – Hac Suresi ilminur.com 2020-01-27T09:54:09+03:00. 47. Bir de senden acele azap istiyorlar
Eyiman edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın iyilerinden verin. Kendinizin ancak içiniz çekmeye çekmeye alabileceğiniz adi şeyleri hayır diye vermeye kalkışmayın. Bilin ki Allah zengindir bütün iyilik ve güzellikler O'na mahsustur." (Bakara Süresi 267) Kulunun bütün hallerine vakıf olan Yüce Allah nasıl da tanıyarak ve bilerek aciz
22 Sure. Hac Suresi 47. Ayet Meali, Hac 47, 22:47. Bir de senden acele azap istiyorlar. Hâlbuki Allah asla va’dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.
İbrahim bin Ethem Hazretleri’nin Hac Yolculuğundan Çıkarılacak İbretler. Meryem Suresi 52. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri.
Site De Rencontre Homme Femme Gratuit. لِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنسَكًا هُمْ نَاسِكُوهُ فَلَا يُنَازِعُنَّكَ فِي الْأَمْرِ وَادْعُ إِلَى رَبِّكَ إِنَّكَ لَعَلَى هُدًى مُّسْتَقِيمٍ Li kulli ummetin cealnâ menseken hum nâsikûhu fe lâ yunâziunneke fîl emri ved’u ilâ rabbikrabbike, inneke le alâ huden mustekîmmustekîmin. li kulli ummetin her ümmete, bütün ümmetlere cealnâ kıldık, yaptık menseken mensek, usul hum onlar nâsikû-hu onu mensek yapanlar yaparlar, yapsınlar fe lâ yunâziunne-ke öyleyse seninle niza etmesinler, çekişmesinler fî el emri emir hakkında ved'u davet et ilâ rabbi-ke efendine inne-ke muhakkak ki sen le mutlaka, elbette, muhakkak alâ huden hidayet üzerinde mustekîmin istikamet üzere olan, Allah'a götüren Abdulbaki Gölpınarlı Ve her ümmete bir din verdik, o dine göre ibâdette bulunurlar, artık seninle her hususta çekişmeye kalkışmasınlar ve Rabbinin yoluna çağır, şüphe yok ki sen, doğru yolu bulmuşsun. Abdullah Parlıyan Biz her ümmete bir ibadet tarzı kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse onlar, bu ibadet tarzı meselesinde, seninle tartışmasınlar. Sen yalnızca onları, Rabbinin yoluna çağır. Çünkü sen, gerçekten dosdoğru bir yol üzerindesin. Adem Uğur Biz, her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar ehl-i kitap bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın. Ahmed Hulusi Her ümmete ibadet edecekleri bir mensek ibadet anlayışı ve şekli oluşturduk. . . O hâlde bu konuda seni tartışmaya çekemesinler; tartışma sadece Rabbine davet et. . . Kesinlikle hakikate erdiren yoldasın! Ahmet Tekin Biz, her millete kulluklarını ifa edecek ibadet tarzları belirlemiştik. Geçmişten kalan kırık dökük bilgilere sahip insanların, tebliğ ettiğin din, uyguladığın plan ve yönetim konusunda, seni faydasız münakaşalar içine çekip meşgul etmelerine izin verme. Sen bütün insanları Rabbine kulluğa ve ibadete, Rabbinin yoluna davete devam et. Sen doğru bilgilere sahipsin, doğru, muhkem, güvenli, hak yolda faaliyet göstermeye, görevini yapmaya, İslâm’ı yaşamaya, öğretmeye memursun. Ahmet Varol Biz her ümmet için bir ibadet tarzı koyduk, onlar buna göre ibadet ederler. Artık din işinde seninle çekişmeye girmesinler. Sen Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzeresin. Ali Bulaç Biz her ümmete bir ibadet tarzı Mensek kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, din işinde seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin. Ali Fikri Yavuz Biz her ümmet için bir şeriat tayin ettik ki, onlar bununla amel ederler. Bunun için ey Rasûlüm din işinde sana asla muhalefet etmesinler. Sen, insanları, Rabbine ibadet etmeye davet et. Çünkü sen, gerçekten hidayete götüren doğru bir yol üzerindesin. Ali Ünal Her bir ümmete, kendi dönemlerinde uyguladıkları belli bir ibadet sistemi tayin ve tahsis buyurduk. Bu sebeple başkaları, dininizi tatbikte sana muhalefet edip de seni bir tartışmanın içine çekmesinler. Sen, insanları Rabbine çağırmaya devam et. Hiç kuşkusuz sen, hakka götüren kusursuz ve dosdoğru bir yol üzerindesin. Bayraktar Bayraklı Biz her ümmete, uygulayacakları bir ibadet şekli öğrettik. Öyle ise, onların bu konuda seninle çekişmelerine müsaade etme! Sen, Rabbine davet et! Zira sen gerçekten doğru bir yoldasın. Bekir Sadak 67-69 Her ummete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Oyleyse, bu konuda seninle cekismelerine firsat verme; Rabbine davet et, sen suphesiz dogru yol uzerindesin. Seninle tartisirlarsa Allah yaptiginizi cok iyi bilir; ayriliga dustugunuz seyler hakkinda, kiyamet gunu aranizda Allah hukmedecektir» de. Celal Yıldırım Her ümmete kendi çağlarında ayrı bir ibâdet yolu sunduk ki onlar o yolda ibâdet ederler. O halde bu konuda seninle tartışmasınlar. Sen Rabbına davet etmeye bak. Şüphesiz ki sen dosdoğru yolda bulunuyorsundur. Cemal Külünkoğlu Biz her ümmete, kulluklarını göstermeleri için farklı bir ibadet tarzı şeriat belirledik. O halde onlar din işinde asla seninle tartışmasınlar. Sen insanları Rabbine çağır! Hiç kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin. Diyanet İşleri eski 67-69 Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa 'Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir' de. Diyanet Vakfi Biz, her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar ehl-i kitap bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın. Edip Yüksel Her bir topluluğu, uygulayacakları bir dizi kural ile yükümlü kıldık. Onun için bu konuda seninle çekişmesinler. Sen Efendine çağır. Kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin. Elmalılı Hamdi Yazır Biz her ümmet için bir ıbadet yolu yapmışızdır ki onlar onun âbidleridir, binaenaleyh emirde sana aslâ münazea etmesinler ve rabbına da'vet et, çünkü sen cidden hakka götüren doğru bir yol üzerindesin Erhan Aktaş Her ümmet için bir ibadet tarzı1 belirledik. Herkes kendi tarzını sürdürür. O halde bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabb’ine çağır. Kuşkusuz ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin. 1- Hacc da kurban kesme usulü. Ayette yer alan “menseken” sözcüğü, “kurban kesme yeri” anlamı ile birlikte, “hacc ibadeti” anlamına da gelmektedir. Gültekin Onan Biz her ümmete bir 'ibadet tarzı' mensek kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, buyrukta seninle çekişmesinler. Sen rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin. Hakkı Yılmaz Biz, her önderli toplum için bir kulluk yolu tayin ettik. Onlar, ona göre kulluk yapsınlar. O hâlde bu işte seninle hiçbir zaman çekişmesinler. Sen de Rabbine çağır. Şüphesiz sen, dosdoğru bir kılavuz üzeresin. Harun Yıldırım Biz, her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar ehli kitap bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın. Hasan Basri Çantay Biz her ümmete bir ibâdet yolu şerîat gösterdik ki onlar bunun aamilleridir. O halde emirde seninle asla münazaa etmesinler. Sen insanları sâdece Rabbine da'vet et. Çünkü sen, şübhesiz dosdoğru bir hidâyetin tâ üzerindesin. Hayrat Neşriyat Her ümmet için bir şeriat koyduk ki onlar onunla amel eden kimselerdir. Öyle ise bu hususta seninle aslâ mücâdele etmesinler; ve Rabbine da'vet et! Doğrusu sen, elbette dosdoğru bir hidâyet bir din üzerindesin. İbni Kesir Her ümmete; yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyle ise işte seninle çekişmesinler, Rabbına davet et. Şüphesiz ki sen; dosdoğru bir hidayet üzeresin. İskender Evrenosoğlu Ve Biz, bütün ümmetler için mensek tek bir şeriat tayin ettik. Onlar, onunla o şeriatle amel ederler etsinler. Öyleyse emrim konusunda seninle niza etmesinler çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka mustakîm Allah'a doğru istikametlenmiş olan hidayet üzeresin. Kadri Çelik Biz her ümmete bir ibadet tarzı kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, bu işte din hususunda seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzeresin. Mehmet Ali Eroğlu Cümle ümmetin her birine bir din verdik, ibadet tarzı belirledik. Bu tarz üzerine ibadet eder. Hak hakikat işinde seninle çekişmesinler. Sen Rabbine çağır. Sen dosdoğru yol üzeresindir. Mehmet Okuyan Biz her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar kitap ehli bu işte seninle çekişmesinler! Sen Rabbine davet et! Şüphesiz ki sen doğru bir hidayet üzeresin. Muhammed Celal Şems Biz, her ümmet için bir ibadet yolu tayin ettik. Onlar da ona göre hareket ederler. Bu İslâm’ın yolu hakkında seninle asla münakaşa etmesinler. Sen onları Rabbine çağır. Şüphesiz sen kesinlikle doğru yol üzerindesin. Muhammed Esed Biz her ümmete, kulluklarını göstermeleri için ayrı bir ibadet tarzı tayin ettik. Bunun içindir ki, ey inanan kişi, seninkinden başka yollar tutan kimseler bu konuda seni tartışmaya sürüklemesinler; sen yalnızca onların hepsini Rabbine çağır çünkü, sen gerçekten dosdoğru bir yol üzerindesin. Mustafa Çevik 67-69 Biz her toplumu, peygamber ve Kitap ile yaratılış sebepleri olan hayat nizamı ile yaşamaya çağırdık. Ey Peygamber! Bu konuda müşriklerin seni boş ve anlamsız tartışmaların içine çekmesine izin verme. Sen onları, Rabbinin yoluna çağırmaya devam et. Şayet onlar seninle tartışmakta ısrar ederlerse, onlara de ki “Allah sizin hangi niyetlerle tartışma çıkardığınızı çok iyi bilmektedir. Tartışıp durduğunuz ve icabet etmekten kaçtığınız davetle ilgili tutumunuzdan dolayı, Hesap Günü hak ettiğiniz karşılığı göreceksiniz.” Mustafa İslamoğlu Biz her bir ümmet için Allah'a kalben yaklaşsınlar diye bir ibadet yol ve yöntemi belirledik; şu halde ey bu hitabın muhatabı, kimse seni bu konuda tartışmaya çekmesin; ve sen sadece Rabbine çağır şu bir gerçek ki sen kesinlikle dosdoğru bir yol üzeresin. Ömer Nasuhi Bilmen Her bir ümmet için bir şeriat kıldık ki, onlar onunla amel ederlerdi. Artık emr-i dinde seninle münazarada bulunmasınlar. Ve Rabbine dâvet et. Şüphe yok ki, sen elbette dosdoğru vâzıh bir din üzerindesin. Ömer Öngüt Biz her ümmete bir ibadet yolu tayin ettik, onlar ona göre ibadet etmektedirler. Öyleyse bu hususta seninle çekişmesinler. Sen Rabbine dâvet et, şüphesiz ki sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin. Şaban Piriş Her ümmete bir ibadet tarzı belirledik. Öyleyse, yerine getirmeleri gereken iş hususunda seninle tartışmasınlar. Rabbine çağır/yalvar. Hiç kuşkusuz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin. Sadık Türkmen BİZ her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen, hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin. Seyyid Kutub Biz her ümmet için uygulayacakları ayrı ibadet biçimleri belirledik. O halde müşrikler bu konuda seninle kesinlikle tartışmamalıdırlar. Sen insanları Rabb'ine çağır. Hiç kuşkusuz sen doğru yoldasın. Suat Yıldırım Biz her ümmete kendi dönemlerinde uyguladıkları özel bir ibadet yolu belirledik. Öyle ise onlar din işinde asla sana muhalefet etmesinler. Sen insanları Rabbinin yoluna dâvet et! Çünkü sen gerçekten hakka götüren dosdoğru bir yolun üzerindesin. Süleyman Ateş Biz her ümmete, uydukları bir mensek ibâdet yöntemi yaptık. Bu işte seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine çağır, kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin. Süleymaniye Vakfı Her toplumümmet için kurban ibadeti mensek koyduk, onlar onu yerine getirirler. Bu konuda seninle asla çekişmemeleri gerekir. Sen onları Rabbine çağır. Çünkü sen dosdoğru bir yoldasın. Tefhim-ul Kuran Biz her ümmete bir ibadet-tarzı Mensek kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, din işin de seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin. Ümit Şimşek Biz her ümmet için bir şeriat belirledik ki, onu izlerlerdi. Onun için din konusunda seninle çekişmesinler. Sen de insanları Rabbine çağır. Hiç şüphesiz sen dosdoğru hidayet üzeresin. Yaşar Nuri Öztürk Her ümmet için biz, bir ibadet şekli/bir ibadet yeri belirledik; onlar, onu izlerler. Artık bu iş konusunda seninle çekişmesinler. Sen de Rabbine davet et/dua et. Sen, elbette ki şaşırtmadan yol aldıran bir kılavuzun ardındasın. En üste taşıEn alta taşıBu yazarın mealini okumaya devam et Bir sureye/ayete tıkladığınızda mealler ilk başta yazar ismine göre alfabetik olarak sıralanır. Yazar isminin solundaki kutucuğu yukarı/aşağı taşıyarak sıralamayı istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz. Tarayıcınızın çerezlerini silmediğiniz sürece tercihiniz daha sonraki ziyaretlerinizde hatırlanacaktır. Ayrıca bir yazarın ismine sağ tıklayarak bu yazarın mealinin en üstte veya en altta görünmesini de sağlayabilirsiniz.
❬ Önceki Sonraki ❭ Web Taraycınız bu özelliği desteklemiyor. وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِٱلْعَذَابِ وَلَن يُخْلِفَ ٱللَّهُ وَعْدَهُۥ ۚ وَإِنَّ يَوْمًا عِندَ رَبِّكَ كَأَلْفِ سَنَةٍ مِّمَّا تَعُدُّونَ Elmalılı Hamdi Yazır Bir de senden acele azab istiyorlar. Elbette Allah sözünden caymaz. Bununla beraber Rabbinin katinda birgün, sizin sayacaklarinizdan bin sene gibidir. Diyanet İşleri Başkanlığı Bir de senden acele azap istiyorlar. Hâlbuki Allah asla va’dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir. Ali Fikri Yavuz Ey Rasûlüm bir de senden acele azab istiyorlar. Elbette Allah vadinden caymaz muhakkak o kâfirlere takdir edilen azab, vaktinde gelecektir. Bununla beraber Rabbinin katında bir gün, sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir. Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Bir de senden acele azap istiyorlar. Elbette Allah sözünden caymaz. Bununla beraber Rabbinin katında bir gün, sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir. Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş 2 Bir de senden acele azab istiyorlar. Elbette Allah sözünden caymaz. Bununla beraber Rabbinin katında birgün, sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir. Fizilal-il Kuran Onlar senden azabımın bir an önce gerçekleşmesini istiyorlar. Oysa Allah sözünden caymaz ve Rabb´inin katındaki bir gün, sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir. Hasan Basri Çantay Senden başlarına çatacak azâbı n çabucak gelmesini isterler. Allah, tehdidinden asla caymaz. Hakıykat, Rabbinin indinde bir gün sizin sayacaklarınızdan bin yıl gibidir. İbni Kesir Senden çabucak azabı getirmeni istiyorlar. Allah, asla vaadinden caymaz. Doğrusu Rabbının katında bir gün; saydıklarınızdan bin yıl gibidir. Ömer Nasuhi Bilmen Ve senden azabın acele gelmesini isterler. Halbuki, Allah vaadinde asla hulf etmez ve şüphe yok ki, Rabbin indindeki bir gün, sizin sayacaklarınızdan bin yıl gibidir. Tefhim-ul Kuran Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va´dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir. Diyanet Vakfi Resûlüm! Onlar senden azabın çabuk gelmesini istiyorlar. Allah vâdinden asla dönmez. Muhakkak ki, Rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir. Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Bir de senden acele azâb istiyorlar, elbette Allah, va´dinde hulf etmez, bununla beraber rabbının ındinde bir gün sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir
لِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا هُمْ نَاسِكُوهُ ۖ فَلَا يُنَازِعُنَّكَ فِي الْأَمْرِ ۚ وَادْعُ إِلَىٰ رَبِّكَ ۖ إِنَّكَ لَعَلَىٰ هُدًى مُسْتَقِيمٍ Li külli ümmetin cealna menseken hüm nasikuhü fe la yünaziunneke fil emri ved’u ila rabbik inneke le ala hüdem mustekıym Kelime Okunuşu Anlamı Kökü جَعَلْنَا ceǎlnā belirledik مَنْسَكًا menseken ibadet şekli نَاسِكُوهُ nāsikūhu uydukları يُنَازِعُنَّكَ yunāziǔnneke seninle çekişmesinler إِنَّكَ inneke kuşkusuz sen لَعَلَىٰ leǎlā üzerindesin مُسْتَقِيمٍ musteḳīmin dosdoğru Abdulbaki Gölpınarlı Abdulbaki Gölpınarlı Ve her ümmete bir din verdik, o dine göre ibâdette bulunurlar, artık seninle her hususta çekişmeye kalkışmasınlar ve Rabbinin yoluna çağır, şüphe yok ki sen, doğru yolu bulmuşsun. Abdullah Parlıyan Abdullah Parlıyan Biz her ümmete bir ibadet tarzı kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse onlar, bu ibadet tarzı meselesinde, seninle tartışmasınlar. Sen yalnızca onları, Rabbinin yoluna çağır. Çünkü sen, gerçekten dosdoğru bir yol üzerindesin. Adem Uğur Adem Uğur Biz, her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar ehl-i kitap bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın. Ahmed Hulusi Ahmed Hulusi Her ümmete ibadet edecekleri bir mensek ibadet anlayışı ve şekli oluşturduk... O hâlde bu konuda seni tartışmaya çekemesinler; tartışma sadece Rabbine davet et... Kesinlikle hakikate erdiren yoldasın! Ahmet Varol Ahmet Varol Biz her ümmet için bir ibadet tarzı koyduk, onlar buna göre ibadet ederler. Artık din işinde seninle çekişmeye girmesinler. Sen Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzeresin. Ali Bulaç Ali Bulaç Biz her ümmete bir ibadet tarzı Mensek kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, din işinde seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin. Ali Fikri Yavuz Ali Fikri Yavuz Biz her ümmet için bir şeriat tayin ettik ki, onlar bununla amel ederler. Bunun için ey Rasûlüm din işinde sana asla muhalefet etmesinler. Sen, insanları, Rabbine ibadet etmeye davet et. Çünkü sen, gerçekten hidayete götüren doğru bir yol üzerindesin. Bayraktar Bayraklı Bayraktar Bayraklı Biz her ümmete, uygulayacakları bir ibadet şekli öğrettik. Öyle ise, onların bu konuda seninle çekişmelerine müsaade etme! Sen, Rabbine davet et! Zira sen gerçekten doğru bir yoldasın. Bekir Sadak Bekir Sadak 67-69 Her ummete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Oyleyse, bu konuda seninle cekismelerine firsat verme; Rabbine davet et, sen suphesiz dogru yol uzerindesin. Seninle tartisirlarsa Allah yaptiginizi cok iyi bilir; ayriliga dustugunuz seyler hakkinda, kiyamet gunu aranizda Allah hukmedecektir» de. Celal Yıldırım Celal Yıldırım Her ümmete kendi çağlarında ayrı bir ibâdet yolu sunduk ki onlar o yolda ibâdet ederler. O halde bu konuda seninle tartışmasınlar. Sen Rabbına davet etmeye bak. Şüphesiz ki sen dosdoğru yolda bulunuyorsundur. Cemal Külünkoğlu Cemal Külünkoğlu Biz her ümmete, kulluklarını göstermeleri için farklı bir ibadet tarzı şeriat belirledik. O halde onlar din işinde asla seninle tartışmasınlar. Sen insanları Rabbine çağır! Hiç kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin. Diyanet İşleri Diyanet İşleri Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O hâlde, din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin. Diyanet Vakfı Diyanet Vakfı Biz, her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar ehl-i kitap bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın. Edip Yüksel Edip Yüksel Her bir topluluğu, uygulayacakları bir dizi kural ile yükümlü kıldık. Onun için bu konuda seninle çekişmesinler. Sen Efendine çağır. Kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin. Elmalılı Hamdi Yazır Elmalılı Hamdi Yazır Biz her ümmet için bir şeriat tayin ettik ki, onlar onunla amel ederler. Bunun için ey Muhammed! bu konuda seninle hiçbir zaman çekişmesinler. İnsanları Rabbine ibadet etmeye çağır. Şüphesiz sen gerçekten hidayete götüren doğru bir yol üzerindesin. Fizil-al il Kuran Fizil-al il Kuran Biz her ümmet için uygulayacakları ayrı ibadet biçimleri belirledik. O halde müşrikler bu konuda seninle kesinlikle tartışmamalıdırlar. Sen insanları Rabb’ine çağır. Hiç kuşkusuz sen doğru yoldasın. Gültekin Onan Gültekin Onan Biz her ümmete bir ’ibadet tarzı’ mensek kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, buyrukta seninle çekişmesinler. Sen rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin. Harun Yıldırım Harun Yıldırım Biz, her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar ehli kitap bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın. Hasan Basri Çantay Hasan Basri Çantay Biz her ümmete bir ibâdet yolu şerîat gösterdik ki onlar bunun aamilleridir. O halde emirde seninle asla münazaa etmesinler. Sen insanları sâdece Rabbine da’vet et. Çünkü sen, şübhesiz dosdoğru bir hidâyetin tâ üzerindesin. Hayrat Neşriyat Hayrat Neşriyat Her ümmet için bir şeriat koyduk ki onlar onunla amel eden kimselerdir. Öyle ise bu hususta seninle aslâ mücâdele etmesinler; ve Rabbine da`vet et! Doğrusu sen, elbette dosdoğru bir hidâyet bir din üzerindesin. İbn-i Kesir İbn-i Kesir Her ümmete; yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyle ise işte seninle çekişmesinler, Rabbına davet et. Şüphesiz ki sen; dosdoğru bir hidayet üzeresin. İlyas Yorulmaz İlyas Yorulmaz Her ümmet için onların yapa geldiği birtakım ibadetler var ettik. Bu ibadetler konusunda seninle asla tartışmamaları gerekir. Sen Rabbine davet et. Zira sen en doğru yol üzerindesin. İskender Ali Mihr İskender Ali Mihr Ve Biz, bütün ümmetler için mensek tek bir şeriat tayin ettik. Onlar, onunla o şeriatle amel ederler etsinler. Öyleyse emrim konusunda seninle niza etmesinler çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka mustakîm Allah’a doğru istikametlenmiş olan hidayet üzeresin. Kadri Çelik Kadri Çelik Biz her ümmete bir ibadet tarzı kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, bu işte din hususunda seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzeresin. Muhammed Esed Muhammed Esed Biz her ümmete, kulluklarını göstermeleri için ayrı bir ibadet tarzı tayin ettik. Bunun içindir ki, ey inanan kişi, seninkinden başka yollar tutan kimseler bu konuda seni tartışmaya sürüklemesinler; sen yalnızca onların hepsini Rabbine çağır çünkü, sen gerçekten dosdoğru bir yol üzerindesin. Mustafa İslamoğlu Mustafa İslamoğlu Biz her bir ümmet için Allah`a kalben yaklaşsınlar diye bir ibadet yol ve yöntemi belirledik; şu halde ey bu hitabın muhatabı, kimse seni bu konuda tartışmaya çekmesin; ve sen sadece Rabbine çağır şu bir gerçek ki sen kesinlikle dosdoğru bir yol üzeresin. Ömer Nasuhi Bilmen Ömer Nasuhi Bilmen Her bir ümmet için bir şeriat kıldık ki, onlar onunla amel ederlerdi. Artık emr-i dinde seninle münazarada bulunmasınlar. Ve Rabbine dâvet et. Şüphe yok ki, sen elbette dosdoğru vâzıh bir din üzerindesin. Ömer Öngüt Ömer Öngüt Biz her ümmete bir ibadet yolu tayin ettik, onlar ona göre ibadet etmektedirler. Öyleyse bu hususta seninle çekişmesinler. Sen Rabbine dâvet et, şüphesiz ki sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin. Sadık Türkmen Sadık Türkmen Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen, hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin. Seyyid Kutub Seyyid Kutub Biz her ümmet için uygulayacakları ayrı ibadet biçimleri belirledik. O halde müşrikler bu konuda seninle kesinlikle tartışmamalıdırlar. Sen insanları Rabb’ine çağır. Hiç kuşkusuz sen doğru yoldasın. Suat Yıldırım Suat Yıldırım Biz her ümmete kendi dönemlerinde uyguladıkları özel bir ibadet yolu belirledik. Öyle ise onlar din işinde asla sana muhalefet etmesinler. Sen insanları Rabbinin yoluna dâvet et! Çünkü sen gerçekten hakka götüren dosdoğru bir yolun üzerindesin. Süleyman Ateş Süleyman Ateş Biz her ümmete, uydukları bir mensek ibâdet yöntemi yaptık. Bu işte seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine çağır, kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin. Şaban Piriş Şaban Piriş Her ümmete bir ibadet tarzı belirledik. Öyleyse, yerine getirmeleri gereken iş hususunda seninle tartışmasınlar. Rabbine çağır/yalvar. Hiç kuşkusuz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin. Tefhim-ul Kur'an Tefhim-ul Kur'an Biz her ümmete bir ibadet-tarzı Mensek kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, din işin de seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin. Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Nuri Öztürk Her ümmet için biz, bir ibadet şekli/bir ibadet yeri belirledik; onlar, onu izlerler. Artık bu iş konusunda seninle çekişmesinler. Sen de Rabbine davet et/dua et. Sen, elbette ki şaşırtmadan yol aldıran bir kılavuzun ardındasın. Yusuf Ali İngilizce Yusuf Ali İngilizce To every People have We appointed rites and ceremonies which they must follow let them not then dispute with thee on the matter, but do thou invite them to thy Lord for thou art assuredly on the Right Way.
Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Femâ minkum min ehadin anhu hâcizîneArtık buna mani olamazdı sizden hiçbir kimsecik. O zaman, sizden hiç kimse de araya girerek bunu kendisinden engelleyip-uzaklaştırmaya güç yetiremezdi. O zaman sizden hiç kimse O'nu bizden kurtaramaz, azabı O'nun üzerinden vakit, sizden hiç biriniz buna engel de olamazdınız, onu savunamazdınız zaman sizden hiçbir kimse buna engel zaman, sizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden vakit, sizden hiç biriniz O'na siper de hiç kimse, ona engel Eğer Peygamber bize atfen bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı, elbette onu bundan dolayı kıskıvrak yakalardık; sonra da onun şah damarını keser atardık. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız.[671][671] Allah’ın dinine ilave yapılamayacağı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, karşı sizden kimse siper dahi olamazdıSizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden engelleyip Eğer Muhammed ’aleyhisselâm kendi kavlini bize isnâd ide idi biz ânı sağ elinden tutar, kalbinin damarını keser, helâk ider idik. Sizden kimse ’ukûbetimizi men’ de onu de bu cezayı engelleyip ondan buna mâni de sizden kimse de buna engel vakit sizden hiçbiriniz ona siper de vakıt sizden hiç biriniz ona siper de olamazdınızHiçbiriniz buna engel vakit sizden hiçbiriniz buna mâni de takdirde de sizden hiçbir kimse ondan bunu men' ediciler hiçbir kimse de buna engel sizin hiçbirinizde bunun önüne hiçbir kimse bulunamaz ki azabımızı O/ndan savuşturabilsin [⁶].[6] Artık size nasıl yalan bir şey teklif edebilir?İçinizden hiç kimse de buna engel zaman, sizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden engelleyip hiçbiriniz onu elimizden kurtaramazdı! Fakat öyle olmadı; Muhammed, Rabb’inden aldığı mesajı size olduğu gibi ulaştırdıSizden hiçbir kimse ona engel / siper de ona siper olamazdınız...Hiçbiriniz O’na verdiğimiz cezayı engelleyip, kimse O’nu kurtaramazdı. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız. [*]Benzer mesajlar Mâide 587; Enâm 6143-146; Yûnus 1059-60; Nahl 16116-117; Tahrîm 66 hiç biriniz buna engel hiç biriniz o’nu koruyamazdı!Hiçbiriniz buna engel olamazdınız. 13/37da, sizden hiç kimse buna engel sizden bir kimse de yoktur ki, ondan menediciler kimse de buna mani olamazdı. Sizden hiç kimse buna engel hiç biri de bunun önüne hiç kimse de buna engel de bunu hiçbiriniz ona siper de degül sizden hįç biregü andan def' sizden bir kimse anı ḳaytarıcı, özinden heç biriniz də Bizim əzabımızı ondan dəf edə not one of you could have held Us off from could any of you withhold him5671 from Our wrath.5671 The protection which the prophets of Allah enjoy in circumstances of danger and difficulty would not be available for imposters. R.
Hac Suresi; Kur’an-ı Kerîm’in yirmi ikinci suresi olup ayetlerinin çoğu Mekke’de, bir kısmı ise Medine döneminde inmiştir. 78 âyettir. Hac ibadetinden bahsettiği için bu adı almıştır. Sûrede ayrıca kıyamet gününün dehşetinden, kıyamet günü yaşanacak sahnelerden, cihattan ve helâk edilmiş eski toplumlardan söz Suresi 47. ayet arapça yazılışıوَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَلَنْ يُخْلِفَ اللّٰهُ وَعْدَهُۜ وَاِنَّ يَوْمًا عِنْدَ رَبِّكَ كَاَلْفِ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَHac Suresi 47. ayet okunuşuVe yesta’cilûneke bil azâbi ve len yuhlifallâhu va’dehva’dehu, ve inne yevmen inde rabbike ke elfi senetin mimmâ teuddûnteuddûne.Hac Suresi 47. ayet meali anlamıDiyanet İşleri Yeni Meali Bir de senden acele azap istiyorlar. Hâlbuki Allah asla va’dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl Hamdi Yazır Meali Bir de senden acele azab istiyorlar. Elbette Allah sözünden caymaz. Bununla beraber Rabbinin katında birgün, sizin sayacaklarınızdan bin sene Çelik Meali Rasûlüm! Onlar senden tehdit edildikleri azabı hemen getirivermeni istiyorlar. Şunu bilsinler ki Allah verdiği sözden asla dönmez. Bununla beraber Rabbinin katında öyle bir gün vardır ki, sizin hesabınıza göre bin yıl Suresi 47. ayet tefsiriMünkirler azabı çarçabuk isterler. Fakat Allah onu dilediği zaman gönderir. Çünkü O halîmdir, sabûrdur. Kulların acele ettiği gibi acele etmez. O’nun her toplumun helakiyle alakalı belirlediği bir ecel vardır. O vakit gelinceye kadar bekler, vakit gelince de olacak olur. Çünkü Allah vaadinden dönmez. Beklenen günlere gelince, bunun bir gün ile bin yıl olması arasında Allah’a göre bir fark yoktur. Çünkü O, zamandan münezzehtir, zamanın ötesindedir. Zaman ancak yaratılmış insanlar için geçerlidir. Şu da var ki, âhireti dünya ile karıştırmamak gerekir. Oranın bir günü, dünyada sayılan bin yıl gibidir. Bu da kâfirlerin âhirette çekecekleri cezanın şiddetini ve uzunluğunu bildirmekte, öyle acele etmelerinin kendilerine bir fayda sağlamayacağı haber vermektedir. Zulümde ileri gittikleri halde, her ne kadar Allah onlara belli bir süre mühlet verse de, vakti gelince onları azabıyla kıskıvrak yakalayacak ve helak edecektir. Ömer Çelik TefsiriHac suresi arapça yazılışı ve meali
hac suresi 47 ayet meali