haccın bireysel ve toplumsal faydaları
a)Yüzü yıkamak b)ağza ve buruna su vermek c)Kulakları meshetmek d)Enseyi meshetmek. S-6 Aşağıdakilerden hangisi namazın toplumsal faydaları arasında yer almaz? a)İnsanlar arasındaki eşitlik duygularını hatırlatması. b)Bireye sevap kazandırması. c)İnsaların cemaat namazlarıyla kaynaşmalarını sağlaması
Tarihin Faydaları. Özetlemek gerekirse tarih; günümüzü anlamak ve yarını anlamlandırmak, bireysel yetilerimizi geliştirmek, öğüt çıkarmak, toplumsal yapıyı oluşturmak, kimlik çizmek gibi hayatın içinden pek çok yerde gereklidir. Bu nedenle de tarih derslerini iyi dinlemek ve öğrenmek okul hayatında yapılabilecek en
- Kurban İbadeti ve Dayanışma - Haccın önemi ve faydaları. - Kâbe ve zemzemin tarihçesi. - Hac ve kurbanın toplumsal hayata etkileri - Kurban ibadetinin toplumsal yararları - Hac ile ilgili kavramların açıklanması ve haccın insan davranışları üzerindeki etkileri - Hac ibadeti nedir? Bireysel ve Toplumsal faydaları nelerdir?
Yardımseverliğin Toplumsal Faydaları. Varlıklı ve yoksul kimseler arasındaki sevgi ve kardeşlik bağlarını güçlendirir, Toplumda denge ve huzur sağlanır. Eşitsizlikleri ortadan kaldırır. Yardım edilen kişi topluma kazandırılır. Toplumda birlik ve beraberliği sağlayarak toplumu güçlendirir. Toplumda yardımsever olma
Haccın insan davranıfllarına etkisi •Allah'ın emrini yerine getiren Müslümanlar onun sevgisini kazanır. Zekâtın bireysel ve toplumsal faydaları
Site De Rencontre Homme Femme Gratuit. İslam dininin en temel ibadetlerinden biri namazdır. Namaz bir ibadet olmakla birlikte kişiye birçok faydası da vardır. Bu yazıda namazın birey ve toplum açısından ne gibi faydaları vardır değinmeye çalışacağız. Elbette bu faydaları saymakla bitiremeyiz ama akla gelen birkaç faydayı maddeler halinde sıralamakta fayda vardır. Namaz bildiğimiz gibi farz bir ibadettir. İslam’ın 5 farzı dendiği zaman ilk akla gelen ibadet namaz olur. Namazın diğer bir özelliği de bedenle yapılan bir ibadet olmasıdır. Namazın birey ve toplum hayatına olumlu etkileri bulunur. Bunları iki ayrı başlıkta toplayalım. Namazın Bireye Faydaları Nelerdir?Namazın Toplumsal Faydaları Nelerdir? Namazın Bireye Faydaları Nelerdir? Namazın bireye faydaları maddeler halinde şöyle örneklendirilebilir Namaz insanın Allah’a karşı kulluk görevinin önemli bir parçasıdır. Namaz kılan bunu yerine getirmiş olur. Namaz kişiye huzur ve mutluluk verir. Düzenli saatlerde kılınan namaz kişinin zaman yönetimine ve disiplinine katkı sağlar. Namaz öncesi alınan abdest bir temizlik ve ferahlama aracıdır. Namaz kılan insan temizliğine dikkat eder ve temiz olur. Namazdaki bir kişi günah işleyemez ve kötülük yapamaz. Namaz insanı kötülükten alıkoyar. Namaz kılmak Allah’ı daha sık hatırlamayı ve kendimizi kontrol etmeyi sağlar. Namaz aynı zamanda vücuda fayda sağlayan bir spordur. Namaz stresi azaltır. Kişi için bir terapi görevi görür. Namaz bize kulluğumuzu ve acizliğimizi hatırlatır. Böylece hayatı daha bilinçli algılarız. Namazın bireye sağladığı faydaları saymakla bitiremeyiz. Dinin direği olması namazın ne kadar önemli bir ibadet olduğunu göstermektedir. Namaz diğer dinlerde olmayan bir ibadettir ve İslam’ın özüdür. Namazın faydaları anlatan birçok hadis-i şerif de bulunmaktadır. Bunlara tek tek değinmeyeceğiz. Ancak namazın dinin direği olduğunu söyleyen şu hadisi paylaşalım “Dinin başı İslam Kelime-i şehadet getirerek Allah’a teslim olmak, direği ise namazdır.” Tirmizî, Îmân, 8; İbn Hanbel, V, 231 Namazın Toplumsal Faydaları Nelerdir? Namazın birey ve toplum hayatına olumlu birçok etkisi vardır. Bireysel faydalarına değindik. Şimdi de toplumsal faydaları üzerinde biraz duralım. Namazın toplumsal faydaları maddeler halinde şöyle sıralanabilir Namaz kötülükten alıkoyduğu için toplumsal olarak da kötülüğün azalması ve barışın artmasına katkı sağlar. Mescitlerde namaz için bir araya gelen insanların arasında pozitif sosyal ilişkiler gelişir. Cemaatle namaz kılma insanların tanışmasına, kaynaşmasına ve yardımlaşmasına katkı sağlar. Namaz toplumda güzel ahlakın yayılmasına olanak verir. Namazda bir araya gelme insanın yalnızlığını giderir. Toplumsal bağlar namazla artar. Namaz kılan insana toplumda güven daha fazla güven duyulur. Din kardeşliği duygusuyla insanlar arasında sevgi ve muhabbet artar. Namazın hem bireysel hem de toplumsal birçok faydası vardır. Namaz ve oruç İslam inancında en önde gelen iki ibadettir. Oruç yılda 1 ay farzken namaz her gün 5 defa farzdır. İbadetleri yerine getirmek kişiye dünya ve ahiret mutluluğu sağlar. Daha ahiret hayatıyla karşılaşmadan ibadetin dünyada da faydaları görülür.
Giriş Yap & Kayıt Ol MANEVİ HAYAT Anasayfa > İslamiyet > İslamın şartları > Hacca gitmek > Hac ibadetinin bireysel ve toplumsal faydaları nelerdir ? Konusu 'Hacca gitmek' forumundadır ve Beyza tarafından 23 Ocak 2014 başlatılmıştır. Beyza Moderatör Hac ibadetinin bireysel ve toplumsal faydaları Hac ziyaret etmek veya yönelmek anlamlarına gelir . Yıllık yapılan bir ibadettir. Bu yılın bazı günleri oraya gidip görüp ziyaret edip gelenlerede hacı denir .Haca dünyanın her biryerinden renk ırk ayrımı yapmayan müslümanlar gider .Gücü yeten sağlıklı zengin aklı başında ve müslüman olan her bireye hac farzdır .Kolay kolay bir araya gelmeyen dünya müslimanları bu sayede bir araya gelip Hac'ı ziyaret ederler. Bu sebeble hac toplumsal müslümanlar arasında kaynaşmayı sağlar .Başka bir faydasıda toplumsal inancı her ırktan her renkten müslüman bulunarak eşitliği ve tüm müslümanların biraraya gelmesini sağlar . Bireysel olaraktan hac insana sabır kazandırır .Müslimanların ticari ve fikri alışverişini sağlar .Hac bireysel olarak insanları merhamet duygusu kul olma zevkini tattırır . Beyza, 23 Ocak 2014 1 Göz Ardı Edilen İçeriği Göster Kullanıcı Adınız veya E-Posta Sitemize üye misiniz ? Hayır, Şimdi Üye Olmak İstiyorum. Evet, şifrem Şifrenizi mi unuttunuz? Beni Hatırla MANEVİ HAYAT Anasayfa > İslamiyet > İslamın şartları > Hacca gitmek > Ara Sadece Başlıklarda Ara Üye Mesajlarında İsimleri virgülle ayırın. Gönderme Zamanı Sadece bu konuyu ara Sadece bu forumda ara Konu İçinde Ara Faydalı Aramalar Son Mesajlar Daha Fazla... Anasayfa Anasayfa Hızlı Linkler Forumları Ara Son Mesajlar Menü
Kayıtsız Üye Lütfen Acele Bilgi GerekYanıt Haccın Toplumsal Faydaları Desert Rose Allah’ın emrettiği her şeyde şüphesiz insanların dünya ve ahiret hayatı için pek çok hikmetler vardır. Bu şaşmaz gerçeğe göre haccın da pek çok hikmetleri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir Her insan yaratılışı gereği Yüce Allah’a karşı kulluğunu ortaya koymak ihtiyacındadır. Hac, kula, en belirgin bir şekilde Yüce Allah karşısında aczini ortaya koyma, kulluğunu ifade etme ve onun verdiği nimetlere şükretme imkanı veren bir ibadettir. Çünkü hacı, mal, mülk, makam ve mevki gibi dünyevi unsurlardan sıyrılarak Allah’a yönelir. Sonsuz güç ve kudret sahibinin karşısında teslimiyetini ve bağlılığını ifade eder. Bu durum kendisine Allah’a kul olma zevkini tattırır. Hac; renk, dil, ırk, ülke, kültür, makam ve mevki farkı gözetmeksizin aynı amaç ve gayeleri taşıyan milyonlarca müslümanı bir araya getirerek eşitlik ve kardeşliğin çok canlı bir tablosunu oluşturur. Bu, lafta kalan kuru bir iddiadan ibaret değildir. Zenginiyle, fakiriyle, güçlüsüyle, güçsüzüyle bütün hacılar aynı kıyafetler içinde, aynı mahrumiyetleri yaşayarak, aynı güçlüklere katlanarak, aynı şartlarda hareket ederek fiili bir eşitlik ve kardeşlik eğitiminden geçerler. Trilyonlara hükmeden bir zenginle geçimini zor karşılayan bir fakire aynı kıyafet içinde Arafat’ta beraberce el açıp dua ettiren ve Kâbe’nin etrafında yan yana tavaf ettiren hac ibadeti, insanlara makam, mevki, mal mülkle böbürlenmemeyi, İslâm kardeşliği içinde tanışıp kaynaşmayı ve mahşeri unutmamayı öğretir. İslâm Dininin doğup yayıldığı, vahyin indiği, Hz. Peygamber ve Ashabının bin bir güçlük ve sıkıntılar içinde mücadeleler verdiği ve Hz. Adem’den beri bazı peygamberlerin uğrak yeri olmuş kutsal toprakları görmek, müminlerin dini duygularını güçlendirir, İslâm’a bağlılıklarını artırır. Dünyanın dört bir tarafından gelen, renkleri, dilleri, ülkeleri ve kültürleri farklı, fakat hedef ve gayeleri aynı binlerce müslümanın birbirleriyle kaynaşması ve görüşmesi sağlanmış olur. Bu durum müslümanların birbiriyle irtibat kurmalarına, birbirlerinin dertlerinden haberdar olmalarına ve hatta ticari bağlantılar kurmalarına imkan sağlar. Hac ibadetiyle müslüman, Yüce Allah’ın kendisine lütfettiği sağlık, yetenek, mal ve mülk gibi dünyevi nimetlerin şükrünü eda etmiş olur. Hac yapan müslümanlar sabır, tahammül, sıkıntılara katlanma, güçlüklere göğüs gerebilme, büyük kalabalıklarla aynı anda hareket ederek aynı şeyleri yapabilme, yardımlaşma, dayanışma ve belli kurallara adapte olabilme… gibi ahlaki özelliklerini geliştirirler. Hac, müslümanlarda ömür boyu silinmeyecek derin hatıralar bırakır. Bu hatıralar; müminin hacdan sonraki yaşamında istikametini kaybetmemesine hizmet eder. Hac, müminin hayatında adeta bir dönüm noktası oluşturur. Arafat gibi mahşerin örneğini oluşturan bir yerde Allah’a el açıp yalvaran ve günahlarından sıyrılan bir müslüman bir daha kolay kolay eski işlediği günahlara dönmek istemez. Bu yönüyle hac, günahkar müslümanlar için bir arındırma ve iyileştirme işlemi görür. Hac sayesinde müslümanlar arasında güzel etkileşimler meydana gelir. Müminler birbirlerinden güzel hasletler alırlar. Fikirlerinde müspet anlamda önemli değişmeler olur. İnsanları birbirinden uzaklaştıran ırkçılık gibi olumsuz düşüncelerin törpülenmesi sağlanır. Kısaca haccın, başka ibadetlerde olmayan kendine özgü pek çok hikmetleri, ahlâkî, sosyal, ekonomik ve psikolojik yararları vardır. Yukarıda yalnızca bunlardan bazıları zikredilebilmiştir. Not Dr. M. Selim Arık’ın "Hac ve Umrenin Hikmetleri" isimli şu makalesini de okumanızı tavsiye ederiz Hac, kelime olarak "Allah’a yönelme, günahlardan arınma, Hak yolunda feragat gösterme ve meşakkatleri göğüsleme”1 mânâlarına gelmektedir. Dinî kavram olarak da "Kâbe ve civarındaki kutsal olan özel yerleri, belirli vakit içinde, usûlüne uygun olarak ziyaret etme” anlamını taşımaktadır. Umre ise hac günleri dışında Kâbe’ye yapılan ziyareti ifade etmektedir. Umre, senenin her zamanında yapılabilen ve Hanefî âlimlerine göre, ömürde bir defa yapılması sünnet-i müekkede olan bir Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de وَلِلَّهِ عَلىَ النَّاسِ حِجُّ البَيْتِ مَنِ اسْتطاَعَ إلَيْهِ سَبِيلاً "Gitmeye gücü yetenlerin Kâbe’yi ziyaret etmeleri, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır”3 buyurmaktadır. Dolayısıyla sağlık ve servet yönünden haccetme imkânına sahip Müslümanların ömürlerinde bir defa haccetmeleri farzdır. Hac, sahih rivayete göre hicretin 9. yılında farz kılınmış Peygamberimiz sallAllahü aleyhi ve sellem de h. 10. yılda hac farizasını eda etmiştir. Yine râcih görüşe göre Umre’ye "Hacc-ı Asgar” küçük hac; hac mevsimindeki hacca veya Hz. Peygamber’in haccına "Hacc-ı Ekber” büyük hac denilmektedir. Halk arasında söylenilen Arefe günü Cuma’ya rastlayan hac mevsimine, "Hacc-ı Ekber” denilmesi ise sahîh bir kaynağa dayanmamaktadır. Enes b. Mâlik Peygamberimiz’in sallAllahü aleyhi ve sellem dört umre yaptığını haber vermiştir. Bu umreler şöyledir 1 Hicrî 6. yıldaki Hudeybiye umresi ki müşrikler Müslümanları Mekke’ye katmamışlardı. Buna aynı zamanda engelleme mânâsına gelen "ihsar” da denir. Bunun üzerine Hz. Peygamber, Naciye b. Cündüb ile hedy kurbanlarını Harem bölgesine Mekke’ye göndermiş, kurbanlar kesildikten sonra veya bir rivayette kurbanlar Hudeybiye’de kesildikten sonra ashab traş olup ihramdan çıkmış ve böylece umre sevabını almışlardır. 2 Hudeybiye kaza umresi ki, anlaşma gereği bir yıl önce yapılamayan umre ertesi yıl yapılmıştır. 3 Hicrî 8. yıl Huneyn ganimetlerinin taksimi senesi Ci’rane’den ihrama giyilerek yapılan umredir. 4 Hz. Peygamber’in Veda haccı ile yaptığı umredir ki, bu aynı zamanda hacc-ı Ayrıca İmam Malik, umrenin bir yıl içinde birden fazla yapılmasını mekruh saymıştır. Çünkü ona göre umre bütün insanlara her sene için bir kere olmak üzere sünnet-i Hz. Âdem ve Hz. İbrahim Hatıraları Hac, öncelikle o şerefli yerlerde büyük peygamberleri hatırlama ve hatıralarını yâd etme yönüyle özel bir davettir. Çünkü insanlığın atası olan Hz. Âdem ve eşi Hz. Havvâ Validemiz Cennet’ten çıkarıldıktan sonra o mukaddes yerlerde Allah’ın kapısına sığınarak uzun müddet ağlamışlar, dua ve tövbede bulunmuşlardır. Bunun neticesi olarak tövbeleri Arafat’da kabul olmuştur. Yine Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail ile eşi Hz. Hâcer’le beraber Allah’ın emrine uyarak ve O’ndan gelen meşakkatli imtihana sabrederek orada en büyük şerefi kazanıp Allah’ın rızasına ulaşmışlardır. Nitekim bugün onların hatırasına hac ve umre menasiki olarak Safa ile Merve arasındaki sa’y bunu hatırlatmaktadır. Çölün ortasındaki zemzem suyu Cenâb-ı Hakk’ın kullarına karşı merhametini ve lü tfunu göstermektedir. Yine Hz. İbrahim’e en sevgili oğlu Hz. İsmail’in kurban edilmesi Allah tarafından burada emredilmiş, hattâ Hz. İsmail babası ile birlikte düğüne gider gibi kurban olmaya gitmesiyle Allah’a karşı olan teslimiyetini göstermişti. Bu sırada Mina vadisinde, İsmail’i kandırmaya çalışan lânetli şeytan, Hz. İbrahim tarafından taşlanmış ve kovulmuştur. Bugünkü Mina’da kesilen kurbanlar ve cemarâttaki taşlamalar şeytanı ve bir anlamda kişiye musallat olacak şeytanî duyguların bertaraf edilmelerini hatırlatmaktadır. Sultan’a Sığınma Hacca gidenler sanki Kâbe’ye iltica etmişlerdir. Nasıl ki insanlar, felâket veya düşman saldırısı gibi bir şeye karşı direnemedikleri vakit, Sultan’ın himayesine sığınırlar. O felâketin tesirine göre her biri yalın ayak ve sırtı çıplak toz toprak içinde dua edip yardım isterler. Bu esnada yollarda rastladıkları hizmetçi ve saray adamları gibi kimselere hatta hayvan ve bitkilerin bulunduğu Sultan’ın çiftliğine son derece dikkatle saygı gösterip hiç kimseyi incitmemeye çalışırlar. Sultan’ın sarayına varınca da derin bir sessizlik ve sükûnet içinde beklemeye başlarlar. Sonra huzura izin istemeye uygun bir vakit buluncaya kadar sarayın etrafında dolaşırlar. Maksatlarını ifade edebilmek için en anlamlı sözlerle Sultan’ı övmeye başlarlar. Ardından Sultan’ın elini öpmek için izin isterler. İzin verilince de bu lütfu, isteklerinin yerine getirilmesine işaret sayarlar. İşte Hacerü’l-Es’ad’i istilam belki bunları hatırlatmaktadır. Peygamberimiz, Hacerü’l-Esved’in önemini şöyle haber vermektedir "Allah’a yemin olsun ki! Allah Haceru’l-Esved’i kıyamet günü gören iki gözü ve konuşan bir ağzı olduğu hâlde haşredecektir. Burada kendisine hak üzere usûlüne uygun istilam edenlere şahitlik edecektir.”6 Nasıl insanda hafıza kuvveti var ve nice malumat orada muhafaza ediliyor, öyle de Cenâb-ı Hakk’ın yaratmasıyla Hacerü’l-Esved’de böyle bir fonksiyon olması gayet tabiîdir. Sanki o taş, binlerce "video bandı” veya "cd” diskleri gibi kendisini istilam edenlerin resim ve seslerini kaydetmekte olup öbür âlemde bunları gösterebilecektir. Sanki Hacer-i Esvet Es’ad öbür Âlemde gösterilmek üzere kendisini istilam edenleri video, cd, çip gibi pekçok kayıt aletine kaydetmektedir. Yine hadîste "Kim Hacerü’l-esved’e dokunur, karşı karşıya gelirse, sanki Rahmân’ın eline dokunmuş gibi olur”7 şeklindeki teşbihle Hacerü’l-Esved’in Allah katındaki mânevî değeri anlatılmak istenmiştir. Böylece sevinç ve kemal-i edeple Sultan’ın huzurundan ayrılırlar. Şu hâlde hac ve umre için Kâbe’yi tavaf için yola çıkan kimsenin hâli, şeytanın günah oklarına karşı kendini koruyamayan dolayısıyla mânevî iltica talep eden bir mülteci durumuna benzemektedir. Özel Misafirlik İnsan bu âlemde, büyük bir sefere çıkmış yolcu gibidir. Bu yolculuk esnasındaki hac ve umre ise özel bir misafirliği ifade eder. Misafirlerin istekleri de reddedilmeyen dualar Hakim olan Cenâb-ı Hak, sanki hac ve umre ile kullarını özel olarak davet ederek yüce kapısında yalvarmalarını ve himayesine girmelerini istemektedir. Bunun için de yeryüzünde Mekke’de mukaddes olarak belirlediği yere "Beytullah” ismini Kul, hac ve umre ziyaretiyle sanki Allah’ın bu özel davetine "Lebbeyk Allahümme lebbeyk lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülk lâ şerike lek -Buyur Allah’ım buyur! Huzuruna geldim, emrine hazırım. Sen’in eşin ve ortağın yoktur. Sana yöneldim, hamd Sen’in, nimet Sen’in, mülk de Sen’indir. Eşin ve ortağın yoktur” diyerek, samimiyetle icabet etmektedir. Zîrâ ağaçların ve taşların birlikte iştirak ettiği telbiye ile ihrama giren bir mü’min, Hadîste telbiyenin fazileti şöyle haber verilmektedir "Telbiyede bulunan hiçbir Müslüman yoktur ki, onun sağında ve solunda bulunan taş, ağaç ve toprak hatta çadırlar ve evler onunla birlikte telbiyede bulunmasın. Peygamberimiz eliyle işaret ederek bu iştirak arzın şu en uzak yerine kadar devam eder”10 Rahmân’ın özel misafiri olarak, "Duyûfu’r-Rahman” unvanını almıştır. Nitekim hadîste "Hac ve umre yapanlar Allah’ın elçileridir misafirleridir. Onlar Allah’a dua etseler, derhal dualarına Allah icabet eder. Eğer kendileri için af ve mağfiret talep ederlerse Allah hemen mağfiret eder.”11 buyrulmaktadır. Dünyevî ve Uhrevî Faydalar Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hak, وَأَذِّنْ فِى الناَّسِ بِالْحَجِّ "insanlar arasında haccı ilan et” şeklinde haccın ilân edilmesini bildirdikten sonra hemen akabinden لِيَشْهَدوُا مَناَفِعَ لَهُمْ liyeşhedû menâfia lehüm "Tâ ki kendilerine ait birçok menfaatlere şahid olsunlar”12 buyurmaktadır. Dolayısıyla haccın hem dünyevî, hem de uhrevî hikmetlerine işaret edilmektedir. Dünyevî olanlar, ticarî ve sosyal faaliyetler münasebetiyle, Müslümanlar arasındaki ekonomik ve içtimâî gelişmeyi sağlamaktadır. Uhrevî olanlar ise günahlara tövbe ile Allah’ın af ve mağfiretine nâil olmaktır. Nitekim Peygamberimiz sallAllahü aleyhi ve sellem bu hususa şöyle işaret etmektedir "Bir kimse hacceder ve hac esnasında kötü söz söylemez, eline ve gözüne sahip olur büyük günahlardan çekinir, küçük günahları işlemekte ısrar etmezse, o kimse günahlarından arınarak kul hakkı hariç annesinden doğduğu günkü gibi hac ibadeti vesilesiyle memleketine tertemiz döner.”13 Yine bir başka hadiste hac ve umrenin mânevî faydası şöyle haber verilmektedir "Hac ve umreyi peş peşine yapınız. Çünkü bu ikisi, körüğün demir, altın ve gümüşteki pası yok ettiği gibi, fakirliği ve günahları yok eder. Makbul hac için karşılık, ancak Cennet’tir.”14 Bu niyet ve düşünceler içinde haccını eda eden mü’minleri tebrik ediyoruz. Ne mutlu Rahmân’ın bu özel iltifatına nâil olan kullara! Ne mutlu Kâbe’yi, Arafat’ı, Makam-ı İbrahim’i ve Hacerü’l-Esved’i usûlüne uygun olarak ziyaret edip buralarda ibadet edenlere! Müjdeler olsun hac ibadetinden sonra memleketine günahsız dönebilenlere! Dipnotlar 1. Komisyon, Dini Kavramlar Sözlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı, s. 210. 2. Bkz. Mevsılî, el-İhtiyar, I, 157. 3. Âl-i İmrân 3/97. 4. Bkz. Buhârî, Umre, 3. 5. Bkz. Abdurrahman el-Cezîrî, Kitabü’l-Fıkh ala’l- mezahibi’l-erbaa, I, 687 6. Tirmizî, Hac,113. 7. İbn Mâce, Menasik, 32. 8. Bkz. Tirmizî, Birr, 7. 9. Kur’ân’da Kâbe şöyle anlatılmaktadır "İbadet yeri olarak yeryüzünde yapılan ilk bina Mekke’deki Kâbe olup, pek feyizli ve insanlar için hidayet rehberidir. Kim Beytullah’a girerse korkudan emin olur.” Âl-i İmrân, 3/96-97. Kâbe’nin ilk bânisinin Hz. Âdem olduğu, Hz. İbrahim ve oğlu İsmail’in ise Kâbe’yi bu temel üzerine bina ettiği rivayet edilir. Kâbe’ye Beytullah Allah’ın evi, Mescid-i Haram bazı yasakları olan ve Beytü’l-Atik gibi isimler verilmiştir. Atik, eski veya yepyeni ve değerli mânâsına da gelir ki, şerefli ve saygı değer ev demektir. Bkz. Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili, V, 487 10. Tirmizî, Hac, 14 11. İbn Mâce, Menâsik, 5. 12. Hac 22/28. 13. Buhârî, Hac, 4 14. Tirmizî, Hac, 2 S-İ-ECevap Haccın Toplumsal Faydaları Kayıtsız Üye Allah razı olsun aradığım konuyu burada buldum faydalandım haccın toplumsal faydaları, hac ibadetinin toplumsal faydaları, haccın toplumsal faydaları nelerdir
Ruhu terbiye, nefsi tezkiye eden oruç ibadeti, İslamın temel ibadetlerinden ve beş şartından birisidir. Kuran ve Sünnet ile emredilen bu ibadetin bireysel ve toplumsal anlamda birçok fayda ve faziletleri söz konusudur. Oruç ibadetinin kişiye ve topluma yönelik fayda ve faziletlerini şöyle zikredebiliriz 1-Oruç ibadeti kişinin iradesini güçlendirir Oruç tutan kimse yeme içime gibi bedensel ihtiyaçlarından bir ay boyunca uzak kalmaktadır. Bu durum onun iradesini güçlendirir, disiplinli bir hayat yaşamayı, davranış ve arzularını kontrol altına almayı öğretir. Oruçla birlikte sadece açlık ve susuzluk anlamında değil hayatın diğer alanları ve ihtiyaçları ile ilgili olarak da kişinin iradesi güçlenmektedir. 2- Oruç ibadeti kişiye sabırlı olmayı hatırlatır ve öğretir İnsan, çeşitli kişi ve olaylarla hep imtihan edilir, sıkıntılara maruz kalır. Bu zorluklara karşı koyabilmesi ve imtihanı kazanabilmesi için sabırlı olması gerekir. Oruç insana, açlığa, susuzluğa ve benzeri istekleri karşı koymayı alıştırarak iradesini güçlendirdiği gibi aynı zamanda olaylar ve imtihanlar karşısında da sabırlı ve metanetli olmayı öğretir. 3- Oruç davranışlarımız güzelleştirir Oruç ibadeti, kişinin olgunlaşmasını ve ahlakının güzelleşmesini sağlar. Oruç ibadeti sayesinde kişi gün boyu bir ibadet içerinde olduğundan söz ve davranışlarına daha fazla dikkat eder. Aynı zamanda oruç tutan kimse, helala harama daha fazla dikkat eder. Ameli Salih dediğimiz güzel amellerini artırır. Haram ve kul hakkından sakınarak güzel ameller işlemeye sevk eder. Ramazan ayı geldiği zaman toplumda suç işleme oranında genelde bir düşüşün olması bunun en güzel katıdır. 4- Oruç, aile ve çevre ilişkilerini canlandırır Oruç ibadeti, birlikte yapılan sahur ve iftarlarla hem aile üyeleri arasında, hem de akraba, komşu aileler arasında iyi ilişkilerin kurulmasını sağlamaktadır. Beşeri ilişkilerinin zayıfladığı asrımızda bu kaynaşma daha da önem kazanmaktadır. Günlerce aynı sofrada yemek yiyemeyen, bir araya gelemeyen aile efradı ya da komşu ve akrabalar bu ibadet sayesinde ilişkilerini tekrar canlandırma ya da gözden geçirme imkanı bulmaktadır. 5- Allahın rızasını kazanmak Her şeyden önce oruç Allahın rızasını kazanmaya vesiledir. Çünkü bütün ibadetlerden maksat Allahın rızasını kazanmaktır. Onun rızası ise her şeyin üstündedir. Oruç, riyanın en az karışacağı bir ibadet olduğu için ancak Allah rızası için tutulur. Allahın rızası olmazsa hiç kimse riyakarlıkta olsa sabahtan akşama kadar aç kalmaz, kalamaz. Kişi orucu bu niyetle tutuğu zaman Allah indinde sevabı büyüktür. Nitekim sevgili peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurmaktadır Oruç benim içindir, onun karşılığını ben vereceğim. Buhari, Savm, 2 6- Oruç günahları bağışlatır Oruç ibadeti daha önce işlenmiş günahların da bağışlanmasına vesile olur. Hz. Peygamber efendimiz bir veciz sözünde buna şöyle işaret etmektedir Kim inanarak ve mükafatını Allahtan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır. Riyazüs- Salihin, II, 489, Had. No. 1223 7- Oruç nimetin kadrini bildirir Denizdeki balıklar suyun kendileri için ne kadar önemli, hayati bir nimet olduğunu suyun içerisinde iken anlayamazlar. Ancak sudan mahrum olunca anlarlar. İnsanlar da Allahın cömertçe vermiş olduğu sayısız nimetlerden ve güzelliklerden faydalanırlar, yerler, içerler, fakat bunun yokluğunu ve sıkıntısını çekmedikleri için kadrini hakkıyla bilemezler, anlayamazlar. Bu sebeple ramazan ayı boyunca aç ve susuz kalan insan, Allahın vermiş olduğu sayısız nimetlerin kadrini bilir, Ona şükreder. 8- Oruç fakirlere yardımı hatırlatır Oruç sayesinde insanın merhamet duyguları kabarır, yoksullara acır, merhamet ve yardım eder. İnsanda merhamet hissi elemden doğar, hastalanan kimse hastaların halinden anlar, aç acın halinden anlar. Bu yönüyle oruç, insanda acıma ve merhamet duygusunu geliştirir. Kendinden yukarıya değil, kendinden aşağıya bakmasını öğretir. Kişi oruç vesilesiyle aç ve susuz kaldığından ekmeğe, suya muhtaç insanların halini düşünerek onlara yardımcı olur. 9- Oruç insanın sağlığını korur Orucun sağlık ve tedavi yönünden de önemi büyüktür. Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız. Hitabı buna işaret etmektedir. İnsan vücudunun bütün gün çalışarak yorulan organları uyku ile dinlendiği gibi, bir yıl durmadan çalışan mide ve sindirim organları da oruç sayesinde dinlenir ve görevlerini daha iyi yapma imkanı kazanır. 10- Oruç bedenin zekatıdır Zekatın malı temizlediği gibi oruç da vücudu temizler. Hadis-i şerifte Her şeyin bir zekatı vardır. Bedenin zekatı da oruçtur. Buyrulmuştur. 11- Oruç cehennemden korur Allah için ihlaslı tutulan oruç, sahibini cehennem ateşinden korur. Peygamber efendimiz orucun bu yönü hakkında şöyle buyurmuştur Savaşta sizden birinizi koruyan bir kalkan gibi oruç da cehennemden koruyan bir kalkan, ateşe karşı bir siperdir. Buharı, Savm, 2 Kısaca oruç ibadeti, insanlar üzerinde maddi ve manevi birçok fayda sağladığından Allah tarafından önceki ümmetlere farz kılındığı gibi bize de farz kılınmıştır. SORU VE CEVAPLAR Makyaj yapmak orucu bozar mı? Krem sürmek, makyaj yapmak veya yaptırmakla oruç bozulmaz. Ancak, makyaj malzemeleri, herhangi bir şekilde ağız ya da burun yoluyla boğaza ulaşması halinde oruç bozulur. Tabii böyle bir şüpheye ve tehlikeye düşmemek için gerekmediği sürece oruçlu halde makyaj yapmamak daha doğrudur. Kişi eşini öpmekle orucuna zarar verir mi? Fakihler kişinin eşini öpmesini mekruh kabul etmişler. Çünkü bu davranış orucu bozacak bir fiili işlemeye götürebilir. Öpme ile başlayan mekruhluk daha ileri bir dereceye gidip cinsel ilişkiye dönüşürse hem orucun bozulmasına hem de haram işlemeye sebebiyet verdiğinden iyi görülmemiştir. Oruçlu kimseye serum takılsa orucu bozulur mu? Ramazan ayında gündüz vakti serum takmak, iğne yaptırmak imam-I Azam Ebu Hanifeye göre orucu bozar ve kazayı gerektirir. Çünkü bu serum ve iğne hem oruçlunun rızası ile yapılmakta hem de vücudun yararına bir davranıştır. İmam Yusuf ve Muhammede göre ise bir şey tabii yoldan içeriye gitmedikçe orucu bozmaz. Çünkü iki imama göre orucun anlamı Yaratılışta bir yol ve kanal olan bir uzuvdan bir şeyi içeriye sokmaktan kendini tutmaktır. Böyle bir imsak ile emr olunduğundan, bu hususta geçici olan yol ve kanallara itibar edilmez. Dolayısıyla serum ve iğne orucu bozmaz. Ama her halükarda serumu ve iğneyi imkan varsa iftardan sonraya bırakmak daha doğru ve yerinde bir davranış olur. Oruçlu iken banyo yapmak orucu bozar mı? Oruçluyken banyo yapmak orucu bozmaz. Aynı şekilde sıcaklardan dolayı harareti azaltmak için ağza, burna su almak ve soğuk suyla yıkanmak oruca zarar vermez. Fakat bu davranış bazı alimlere göre mekruhtur. Teravih namazı ismini nereden olmaktadır? Teravih namazında her selamdan sonra bir miktar oturup istirahat edildiği için bu dört rekata bir Teravih denilmiştir. Bunun için teravih namazı ismini bu dinlenmeden olmaktadır. Hz. Peygamber ve sonraki asırlarda teravih namazı kılındığında selamdan sonra biraz oturup dinlendikten sonra kalkıp namaza devam edilirdi. Fakat günümüzde bu pek uygulanmaktadır. Ramazanda oruçlu iken gündüzü uyuyarak geçirmenin oruca zararı var mıdır? Oruç, imsak vaktinden iftar vaktine kadar, ibadet niyetiyle yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmaktır. Orucun sahih/geçerli olması için, oruç tutmaya niyet etmiş ve orucu bozacak şeylerden kaçınmış olmak şarttır. Gündüzleri az veya çok uyumak, orucun sıhhatine zarar vermez. Orucun vereceği sıkıntılardan uzak kalmak ve onları hissetmemek kasdıyla, gerekli olmadığı halde ramazan günlerinde uzun süreli uyumanın, orucun hikmetiyle bağdaşmayacağı da unutulmamalıdır. Ancak hiçbir şekilde uyumak oruca zarar vermez. Teravihi illaki cemaatle mi kılmak gerekir? Camii ve mescitlerde teravih namazı cemaatle kılındığı halde bir özrü olmaksızın cemaati terk edip bu namazı evinde kılan kimse, günah işlemiş olmaz. Ama cemaat sevabından ve faziletinden mahrum kalır. Aynı şekilde bir kimse evinde cemaatle teravih namazını kılsa cemaat sevabını alır ama mesciddeki sevaba erişemez. Çünkü mescitlerin fazileti fazladır. Ayrıca bu namaza gitmek için de yürümek ayrıca sevaptır. Günün Ayeti Sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Günün Hadisi Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur. Günün sözü Oruç tutan müminin susması tespih, uykusu ibadet, duası müstecap ve amelinin sevabı da çoktur. Deylemi Günün Duası Allahım kıldığımız namazları, tuttuğumuz oruçları, verdiğimiz sadakaları, yaptığımız dua ve tövbeleri kabul et ve bizlere ahirette şefaatçı kıl. Ramazan kavramları Nisap miktarı nedir? Zekat vermek için kişinin dinen zengin sayılmanın ölçüsüdür. Günün Nüktesi Hz. Ebu Bekir Oruç Açıyor Hz. Ebu Bekir kavurucu bir yaz günü oruç tutmuş ve akşam iftar sofrasında sadece bir tas su vardı. İftar vakti gelince su ile orucunu açmak için bardağı ağzına götürdü. Fakat bardağı ağzına götürmesiyle bırakması bir oldu. Ve hıçkırıklara boğuldu. Yanındakiler Hz. Ebu Bekirin bu haline bir anlam vermediler. Hz. Ebu Bekir kendine gelince neden bir anda hıçkırıklara büründüğünü sordular. Hz. Ebu Bekir şöyle cevap verdi Bir gün Allah Resulü ile otururken eliyle hareketler yapıyordu. Sanki karşısında birisi varmış gibi ona git diyordu sordum. -Ya Resulallah elini iter gibi hareket yapıyordunuz? Diye sordum. Şöyle cevap verdi; Dünya yanıma geldi kendini bana kabul ettirmek istedi, git dedim kendini bana kabul ettiremezsin dedim. -Yeminler olsun sana, sen benden kaçıp kurtulsan senden sonrakiler benden kurtulamayacaklar kendimi onlara kabul ettiririm. Hz. Ebu Bekir -Ben de bu suyu içerken dünyayı kabul edenlerden mi oldum diye ağladım. Ramazan Manileri Ramazan geldi hoş geldi Evlere şenlik geldi Dün herkes oruç idi İftar yemeği yendi. Ramazanım merhaba Bizlere verdin sefa Rabbimize hamdolsun Her nefeste bin defa. Allahın Sıfatları Beka Allahın varlığının sonu olmaması, daima var bulunması demektir. Allah Teâlânın varlığının başlangıcı olmadığı gibi, sonu ve nihayeti de yoktur. O hem kadîm ve ezelî, hem de bâki ve ebedîdir. İzmir Evliyaları AHMED EĞRİBOZÎ Büyük âlim ve büyük velî Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin halîfelerinden. İsmi Ahmeddir. Eğribozî veya Ağrıbozî nisbeleriyle meşhur olmuştur. Doğum yeri ve tarihi bilinmemektedir. On dokuzuncu yüzyılda yaşamıştır. İzmirde vefât etti. Kabri oradadır. Zamânının usûlüne göre ilim tahsilinde bulunan Ahmed Eğribozî Nakşibendiyye yolu büyüklerinden Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin sohbetlerinde bulundu. Kısa zamanda ilerleyip tasavvuf yolunda yükseldi. Bağdatta uzun müddet kalıp sülûkünü yâni tasavvuf yolculuğunu tamamladı. Bağdatta evlendi. Mevlânâ Hâlid hazretleri kendisine insanlara İslâm dîninin emir ve yasaklarını anlatmak husûsunda mutlak icâzet, diploma ve hilâfet verdi. Uzun müddet Bağdatta ikâmet etti. Velî, Allâme Seyyid Ubeydullah Hayderîden de ders aldı. Şeyh Muhammed el-Cedîd ve Şeyh Abdülgafûr hazretleriyle birlikte insanları Allahü Teâlânın rızâsına kavuşturan yola dâvet etti, ders okutup talebe yetiştirdi. İslâm dîninin emir ve yasaklarını anlatmak, onların dünyâ ve âhiret saadetlerine vesîle olmak üzere İstanbula gönderildi. Mevlânâ Hâlid hazretleri vefât ettikten sonra âile efrâdına yardımcı olmak, onların ihtiyaçlarını gidermek için Şama dâvet edildi. Oradan İzmire gelip yerleşti. Nice yıllar âlimler, talebeler ve halk sohbetlerinde bulunarak ondan feyz aldı. İlim ve fazîlet sâhibi olan Ahmed Eğribozî, tasavvufda yüksek derece sâhibi olup, mürşid-i kâmil idi. İzmirde vefât etti.
feyyaz54 Öğrenci 13 Ara 2020 241 0 16 17 Ara 2020 1 HACCIN İNSAN DAVRANIŞLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ - Şefkat ve Merhamet gösterme alışkanlığı kazandırır - İnsanlar arasındaki kardeşlik duygularını arttırır - Zorluklara sabretme alışkanlığı kazandırır - İnsanların eşit ve Müslümanların kardeş olduğu inancını pekiştirir - Mahşeri hatırlatır, günahlar için tövbe etme imkânı doğar - Ayrım yapmama, küçük görmeme gibi davranışları kazandırır
haccın bireysel ve toplumsal faydaları