hacivat ve karagöz bilgi dağarcığı
Karagöz oyunları bu bölüme göre isim alır. Aptal Bekçi, Ahçılık, Kanlı Kavak gibi. Karagöz oyunlarında genelde Hayalî, oyunun temasına sadık kalır, ancak ufak ilaveler de yapabilir. Bitiş: Oyun sonunda Karagöz ile Hacivat arasında geçen birkaç sözcükten oluşan kısa konuşmadır. Hacivat: “Yıktın perdeyi, eyledin viran.
Karagöz ve Hacivat Kimdir - Karagöz ve Hacivat Hakkında Bilgi Karagöz ve Hacıvat Türk gölge oyununun tek temsilcisi olarak kabul edilen Karagöz oyununun kökeni konusunda değişik görüşler vardır. Kimi kaynaklara göre Orta Asya'dan, İran'dan ya da Hindistan'dan batıya göç eden Çingeneler aracılığıyla Anadolu'ya gelmiştir.
KaragözVe Hacivat’ın Gerçek Hayatı Karagöz ve Hacivat’ın gerçekte yaşayıp yaşamadıklarına ait kesin bir bilgi yoktur.Ancak Hacivat ve Karagöz hakkında bilinen her şey söylentiler üzerine kuruludur. Bu yüzden karagözün ve hacıvatın hayatı hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Karagöz ve Hacivat taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, iki
Stok fotoğraf - Hacivat ve Karagöz, çipura, Hacivat gölge oyunu #115499214 Depositphotos - popüler fotoğrafçılık sitesi Milyonlarca telifsiz görsel, tematik koleksiyonlar, hızlı resim arama, uygun fiyatlar
Ana karakterlerden Karagöz; biraz cahil olsa da; halkımızın hazır cevaplılık ve kıvraklığını temsil ederken, Hacivat ise; bilgili, kültürlü ve okumuş kesimi temsil ederdi.. Tüm oyunların sonunda Karagöz Hacivat'ı alt eder ve böylece onları TV'den izleyenler mutlu olurdu.. Oyunun sonunda Hacivat Karagöz'e hitaben
Site De Rencontre Homme Femme Gratuit. Hacivat İle KaragözOrhan Gazi babası Osman Bey’in anısına o dönem ki başkent Bursa’da büyük bir camii yaptırmaya karar vermiş. Emrindeki bütün mimarları çağırmış huzuruna. “Babam Osman Gazi’nin anısına güzel olduğu kadar görkemli bir camii yapılmasını istiyorum. En güzel projelerinizi yapın getirin bana.” demiş onlara. Kısa bir süre sonra bütün mimarlar en güzel projeleriyle Orhan Gazi’nin huzuruna gelirler. Bütün projeleri tek tek inceleyen Orhan Gazi içlerinden en beğendiğinin sahibi mimarı çağırtmış ve ona kusursuz bir işçilik istediğini söylemiş; “Yörenin en iyi ustaların bulacaksın ve en kaliteli malzemeleri kullanacaksın, hiçbir masraftan da kaçınmayacaksın” diye de birkaç gün içerisinde ülkenin dört bir tarafından en iyi ustaları toplamayı, en kaliteli ve güzel malzemelerin getirtilmesini sağlamış ve sultanın huzuruna çıkmış. Mimarbaşı; “Padişahım” demiş, “Yörenin en iyi duvar, demir, ahşap ustalarıyla en becerikli hat sanatçıları ve nakkaşlarını topladım. İnşatta kullanılacak bütün malzemeler kılı kırk yararak seçildi. Biz hazırız, emir verirsen hemen başlamak isteriz bu kutlu işe” Mimarbaşı’nın anlattıklarından son derece memnun görünen Orhan Gazi, ” Mimarbaşı beni çok iyi dinle” demiş. “Söylediklerin güzel, hemen başlayabilirsiniz camiyi inşa etmeye ama aç kulaklarını dinle şimdi. Bil ki bu camii benim için çok önemli. Bu yüzden ,her kim ki inşaatın yavaşlamasına veya işlerin aksamasına sebep olursa o an kellesini vurdururum. Şimdi çıkın gidin başlayın camiyi yapmaya.”İnşaat hemen başlamış tabii ki. Mimarbaşı Kambur Bali Çelebi’yi Karagöz demirci ustası, Halil Hacı İvaz’ı da Hacivat duvar ustası olarak görevlendirmiş. Bu iki ustayı da işlerini her ne pahasına olursa olsun aksatmamaları için de sıkı sıkı mektep okumamış ama inşaatlarda ustaların yanında çalışa çalışa iyice ustalaşmış artık işinin en iyisi olarak anılmaya başlamış cevahir birisiymiş. Tez canlılığı ve hazırcevaplığı yüzünden sürekli başını belaya sokan Karagöz, bu belalardan kıvrak zekasının marifetiyle kurtulmaya çalışırmış. Bu belalar artık onun içinden çıkamayacağı bir hal alınca da yardımına en yakın dostu Hacivat ise bu yakın dostunun aksine, medrese de eğitim görmüş, her konuda bilgisi olan görgülü ve bilgili birisiymiş. Karagöz’le hemen her konuda sürtüşse de yine de en iyi dostuymuş Karagöz onun. Sultan’ın babası için yaptırdığı inşaat çalışmaları tüm hızıyla sürüyormuş. İşçiler, ustalar, mimarbaşı camiyi sultanlarının istediği şekilde ve zamanda hazır etmek için var güçleriyle çalışıyorlarmış. Mimarbaşı ve ustalar, didişmeleri bütün ülke tarafından bilinen Hacivat ve Karagöz’ü de birbirlerinden ayrı tutmak için de uğraşıyorlarmış bir yandan. Bu duruma en çok kızanların başında da hiç şüphesiz can dostu Hacivat’la didişemeyen Karagöz geliyormuş. Gözünü kestirdiği Hacivat’a sokulamayan Karagöz, mimarbaşının malzeme almak için şehre gitmesini fırsat bilmiş ve yanına sokulmuş Hacivat’ın. Hacivat can dostunu yanında görünce sevinmiş ve ona dönmüş demiş ki;– Hacivat Şuh levendim, şuh pesendim hoş geldin – Karagöz Şule levendim, turp dikenim hoş geldin diye karşılık vermiş Karagöz’ün huyunu bildiği için kızmamış ve yine güleç yüzüyle konuşmuş; – Hacivat Şuh levendim, şuh pesendim hoş geldin – Karagöz Kehlelendim, sirkelendim, boş geldim. – Hacivat Samur kaşlı, ok kirpikli hoş geldin – Karagöz Salak kaşlı, b*k kirpikli boş geldim – Hacivat Yusuf-ı Beytül Hazenim hoş geldin – Karagöz Yasef’im, bitli avramım boş geldim – Hacivat Ahu gözlüm, inci dişlim hoş geldin – Karagöz Ayı gözlüm, kazma dişlim hoş geldinHacivat ile Karagöz böyle birbirleriyle atışırlarken bütün diğer işçiler de başlarında toplanmış onların bu keyifli ve eğlenceli didişmelerini izleyip eğleniyorlarmış. İnşaattaki bütün işçi ve ustaların en büyük eğlencesi haline gelmişler zamanla. Artık ne zaman mimarbaşı inşaattan ayrılsa Hacivat ve Karagöz birbirleriyle atışmaya başlar hale gelmişler. Diğer bütün çalışanlar da etraflarında toplanıp onları izlermiş. Onlar atıştıkça izleyiciler kendilerinden geçer ve bütün yorgunluklarını unuturlarmış. Günlerden bir gün Padişah babası için yaptırdığı caminin inşaatını kontrole gelmiş. Fakat inşaatın istediği hızda gitmediğini görünce keyfi kaçmış ve hemen mimarbaşını padişahın caminin inşaatı konusundaki hassasiyetini bildiği için de demiş ki ” Sultanım nedendir bilmem ama ben malzeme almak, veya başka bir iş için inşaattan her ayrıldığımda işler yavaşlıyor. Bunun sebebini en yakın zamanda öğrenip gereken tedbirleri alacağım.”Orhan Gazi sinirlenmiş ama yine de sorunun sebebini öğrenip, çözmesi için mimarbaşının istediği süreyi vermiş ona. Mimarbaşı bir gün yine “ben malzeme almaya gidiyorum” deyip inşaattan ayrılmış ama hemen yakında bir tümseğin ardına gizlenip işçileri izlemeye başlamış. Bir de bakmış ki kendisinin ayrılmasını fırsat bilen Hacivat ve Karagöz atışmaya başlamışlar ve bütün çalışanlar da onların bu atışmalarını izlemek için etraflarında hemen soluğu Orhan Gazi’nin sarayında almış ve padişahın huzuruna çıkmış. Padişaha olup bitenleri ve inşaatın yavaşlamasının sebeplerini anlatmış. Bunu duyan Orhan Gazi çok sinirlenmiş ve derhal bu iki işçinin asılmasını emretmiş. “Onlar asılsın ki bu diğer bütün işçilere ders olsun” demiş. Padişahın emri derhal yerine getirilmiş ve Hacivat ve Karagöz çalıştıkları inşaattan apar topar alınarak asılmışlar hemencecik. Bir rivayete göre ise Karagöz idam edilmiş, Hacivat ise hacca giderken yolda ölmüştür. Padişahın bu kararı inşaatta olduğu kadar bütün şehirde de büyük bir üzüntüyle karşılanmış. İnsanlar merhametli, şefkatli, halkı ve ulemayı seven padişahlarının böyle bir şey yapmasına çok üzülmüş ve her taraftan bu hoşnutsuzluklarını hissettirmişler Gazi de kısa bir süre sonra hatasını anlayıp vicdan azabı duymaya ve yaptığı bu yanlışa üzülmeye bu üzüntüsünü gören Şeyh Kuşteri adındaki uleması sultanının üzüntüsünü hafifletmek için kendince bir yol bulmuş o anda. Başındaki beyaz sarığını çözen Şeyh Kuşteri sarığını açarak mum ışığının önünde germiş. Ayağından çıkardığı çarıklarını da kukla gibi kullanarak sarığın arkasında Hacivat ve Karagöz’ün atışmalarını taklit etmeye başlamış. O tarihten sonra da Karagöz oyunları değişik mekanlarda oynanır olmuş. Günümüzde de Karagöz perdesine Şeyh Küşterî meydanı denir ve Şeyh Küşterî Karagözcülüğün pîri kabul Hasretinle beni koyup gidenin, hoş geldin. Karagöz Hasta iken turşu suyu içenim, boş geldin Hacivat Gel Karagöz, gidelim Göksu’ya yiyelim dolma. Karagöz Sümüklü burnumu ye de, namerde muhtaç olma.. Sonraki1 / 3KARAGÖZ OYUNLARININ TARİHÇESİ Gölge oyunu; deriden yapılan tasvirlere arkadan vuran ışığın tasvirlerin gölgesini beyaz bir perde üzerine yansıtması temeline kültürlerine özgü bir sanat olan gölge oyununun ortaya çıkışı hakkında değişik rivayetler vardır. Bir rivayete göre Çin hükümdarı Wu 140-87 karısının ölümü üzerine derin bir üzüntüye kapılır. Şav Wong adlı bir çinli, hükümdarın üzüntüsünü hafifletmek için sarayın bir odasına gerdiği beyaz bir perdenin arkasından geçirdiği bir kadının perde üzerine düşen gölgesini ölen kadının hayali diye sunar. Bir başka rivayete göre ise Hint’ten çıkmış 4. ve 5. yüzyıllarda Java’ya geçmiş ve buradan da batı dünyasına oyunu tekniğinin Türk toplumunda ne zaman kullanılmaya başlandığı hakkında kesin bir bilgi yoktur. Bir görüşe göre Çinlilerden Moğollara onlardan da Türklere geçmiştir. Daha sonra da Türk akınlarının istikametine paralel olarak batıya geçmiştir. Bu tekniğin Türk halk kültüründe ne zaman Karagöz olarak ortaya çıktığı hakkında değişik görüşler Tiyatro kürsüsü eski başkanlarından Prof. Metin And’a göre ise, 1517 yılında Mısır’ı fetheden Yavuz Sultan Selim’in Memlük sultanı Tumanbay’ın Nil nehri üzerindeki Roda adasında asılışını hayal perdesinde canlandıran bir hayal sanatçısını, oğlu Kanuni Sultan Süleyman’ın da görmesini arzu ederek İstanbul’a getirmesiyle gölge oyunu Anadolu’ya girmiştir“Türkler 16. yüzyılın başında perde gerisinden gölge yansıtma tekniğini Mısır’dan almışlardır. Mısır oyunlarında birbirinden kopuk sahneler bulunduğu için ilk başlarda Türk gölge oyunlarında da buna uyulmuştur. Ayrıca, Mısır gölge oyunlarında belirli, kalıplaşmış kişilere pek rastlanmaz. Nitekim 16. yüzyılda Karagöz ve Hacivat’ın adını pek duymayız. Böylece, Mısır’dan alınmış olan bu yeni oyuna zamanla Türk yaratıcılığı katılmış, çok renkli, hareketli bir biçim verilmiş, kesin biçimini aldıktan sonra da Osmanlı İmparatorluğunun etki alanı çevresinde yayılmıştır. Böylece gölge oyunu Mısır’a yani geldiği yere bu yeni biçimiyle dönüp yerleşmiştir. Nitekim bir çok gezgin, 19. yüzyılda Mısır’daki gölge oyununu anlatırken, bunun karagöz olduğunu, Mısır’a Türkler tarafından sokulduğunu ve çoğunlukla Türkçe oynatıldığını belirtmişlerdir.”Evliya Çelebi’ye göre ise; Efelioğlu Hacı Eyvad, Selçuklular çağında Mekke’den Bursa’ya gidip gelen Yorkça Halil diye tanınmış biridir. Bu yolculuklardan birinde kendisini eşkiyalar öldürmüştür. Karagöz ise Bizans Tekfuru Kostantin’in seyisi olup Edirne dolaylarında Kırk Kilise’den kıptî Sofyozlu Balî Çelebidir. Yılda bir kez Tekfur kendisini Alaeddin Selçuki’ye gönderdiğinde Hacivat ile buluşup konuşurlardı. Gölge oyunu sanatçıları onların söyleşmelerini gölge oyunu olarak bilindiği gibi Anadolu Selçuklu devleti 1308-1318 yıllarında son bulmuştur, Evliya Çelebi ise 1611 yılında doğmuştur. Evliya Çelebi’nin kendi doğumundan yaklaşık 300 yıl önceki bir olay hakkındaki görüşlerinin güvenilirliği yoruma açıktır. Karagöz ile Hacıvat’ın gerçekten yaşayıp yaşamadıkları ise hiçbir şekilde ispat dünyasında bu oyuna Zıll-i Hayâl hayal gölgesi, hayâl-el sitare perde hayâli gibi adlar verilmiştir. Bazı islam tasavvufçularının eserlerinde hayâl sahnesi Dünya’ya, insanlar ve diğer varlıklar perdedeki geçici hayallere benzetilmiş, oyundaki hayaller nasıl perde arkasındaki sanatçı tarafından oynatılıyorsa, evrendeki varlıkları da görünmeyen bir yaratıcının hareket ettirdiği yüzyılda hayâl oyununun yaygınlığını ve Osmanlı eğlence sanatlarının başlıcalarından olduğunu gösteren pek çok belge vardır. Şeyhülislam Ebussuut Efendi’nin 1490-1574 hayâl oyununu ibret gözüyle seyretmenin cezayı gerektirmeyeceği yolundaki fetvası bunların en Efendi;Rayetu hayâl al-zılli ekbera ibrâtın Limen huva fi ilmil-hakikatı râkı Şuhusun ve eşbahun temerru ve tankadî Vatefna serian vel-muhariku bakî.Gerçek biliminde yükselmek isteyenler için gölge oyununda büyük ibretler olduğunu gördüm. Kişiler, kalıplar gölge gibi gelip geçiyor ve çabucak yok oluyor, onları oynatan ise durucu kalıyor Yüzyılda belgeler daha da çoğalmaktadır. Evliya Çelebi, Naima gibi yerli yazarların eserlerinden ve o çağda İstanbul’da bulunmuş Avrupalıların anı ve gezi kitaplarından öğrenildiğine göre ramazan ayında kahvehanelerde, başka zamanlarda da evlenme, doğum, sünnet düğünü vs. dolayısıyla saray, konak ve evlerde yapılan şenliklerde oynatılan bu oyunlar Osmanlı toplumunun belli başlı eğlencelerinden yüzyılda da yine sarayın ve halk toplantılarının gözde eğlencelerinden olan olduğunu yerli ve yabancı kaynaklardan öğreniyoruz. Söz konusu yerli kaynaklara göre, II. Mahmut devrinde şehzadelerin sünnet düğününde geceleri on bir ayrı yerde Karagöz oynatılmıştır. ÖncekiSonraki2 / 3Abdülaziz ve II. Abdülhamit devirlerinde bazı Karagöz sanatçıları Mızıkayı Hümayun himayesine alınmışlardır. Bu dönemde yetişen karagöz sanatçılarının kimisinin tekkelerden Şeyh Fehmi efendi, Müştak Baba, kimisinin medreseden Darphaneli Hafız efendi, Hafız Mehmet efendi. Kimisinin Enderundan Enderunlu Hakkı bey, Enderunlu Tevfik efendi, kimisinin katiplikten Katip Salih efendi, kimisinin cerrahlıktan Cerrah Salih efendi, pek çoğunun da esnaflıktan Yorgancı Abdullah Efendi, Püskülcü Hüsnü Efendi, Kantarcı Hakkı Efendi, Hamamcı Süleyman Efendi, Yemenici Andon Efendi, Çilingir Ohannes Efendi olduğu yapısı itibariyle doğaçlamaya ve güncel olayların işlenmesine son derece açık olan Karagöz perdesi, zamanının en önemli toplumsal yergi vasıtasıydı. Halkın beğenmediği hükümet kararlarını eleştirdiği ve kamuoyunu temsil ettiği dönemler vardır. Osmanlı’nın son dönemlerinde Karagöz sanatçıları devlet ileri gelenlerinden bazılarının hırsızlığını, rüşvetçiliğini vs. perdede canlandırdıkları için bu taşlamalar çok keskin bulunmuş, oyunlar yasaklanmış, devlet ileri gelenlerinin perdeye yansıtılmaları ağır cezalara bağlanmış, bu yasaklamalardan sonra Karagöz sıradan, kaba saba bir güldürü durumuna yüzyılın ilk çeyreğinde bir süre daha yaşayan Karagöz, zaman içinde tiyatronun, sinemanın daha sonra da televizyonun hayata girmesiyle tamamen etkisini kaybetmiştir. Ancak Karagöz oyunlarının etkisini kaybetmesindeki sebep sadece teknoloji alanındaki gelişmeler yüzyılda başlayan batılılaşma çabaları yirminci yüzyılın başlarında etkisini göstermeye başlamış, geleneksel Türk tiyatrosunun en önemli özelliği olan doğaçlama geleneği terkedilmiş bunun yerini batı tiyatrolarında olduğu gibi yazılı metinler almıştır. Yazılı metne bağlı kalarak oynatılan Karagöz oyunları, yeni oyunlar yazılamadığı için çağa ve insanların kültürel gelişimlerine ayak uyduramamış, eskiden oynatılan oyunların aynısının tekrar tekrar perdeye getirilmesi insanların ilgisini çekmez doğaçlama geleneğine geri dönülmesi durumunda Karagöz eskiden olduğu gibi saygın ve yaygın bir duruma gelebilecektir, aksi takdirde önümüzdeki on yıllar içinde Karagöz sanatımız tarih kitaplarının arasında kalıp yok olmaya mahkumdur. Ne yazık ki günümüzde artık bir avuç gönüllü tarafından yaşatılmaya Önceki3 / 3Sayfalar 1 2 3
Karagöz ve Hacivat’ın Özellikleri Nelerdir, Karagöz ve Hacivat Özellikleri Hakkında Bilgi Kısaca Asıl adının Hacı İvaz olduğu rivayet edilen Hacivat dünya düzenini simgeler ve herkesin kişiliğine göre davranan biridir. Kendi menfaatlerini korur ve perdeye gelen herkesin işlerini kolaylaştıracak şeyler yapmıştır. Kurnazlıklar yapar ve Karagöz’ün sırtından geçinmek için elinden geleni yapar. Azcık okumuşluğu olduğu için sık sık yabancı sözcükler kullanır ve böyle konuşmayı sever. Perdedeki haliyle Keçi Hacivat, Çıplak Hacivat, Kahya Hacivat, Kadın Hacivat gibi şekillerde gösterilmiştir. Bu oyunun başrolü olan Karagöz okumamış, cahil bir adamdır. Hacivat’ın kullanmayı sevdiği yabancı kelimeleri anlamaz, anlasa bile Hacivat ile dalga geçmeyi sevdiği için anladığını belli etmeyen, Hacivat’ın sözlerine farklı anlamlar yükleyen bir rol üstlenir. Her aklına geleni söylemesi ve açık sözlülüğü nedeniyle başı beladan kurtulmayan Karagöz her işe burnunu sokar, sokağa laf atar, her şeye karışır. Genelde geçim ile ilgili bir sıkıntı halindedir ve Hacivat’ın ona verdiği işlerde çalışır. Başındaki şapkasının adı ise ışkırlaktır.
Çocuk oyunlarıyla yakından uzaktan alakası olmayan Karagöz Hacivat oyunu deve derisinden yapılan figürlerin gölgesinin perdeye yansıtılması yolu ile oynanır. Günümüzde sıradan insanı konu alıp yerden yere vuran Cem Yılmaz ve benzerlerinin yaptığını değil, sarayın ileri gelenlerini konu olarak seçip bazılarının hırsızlığını, rüşvetçiliğini vs. perdede canlandırdıkları için bu taşlamalar keskin bulunmuş, oyunlar yasaklanmış, ağır cezalara bağlanmış, bu yasaklamalardan sonra Karagöz sıradan, kaba saba bir güldürü oyunudurumuna düşürülmüştür. Aslında insan ruhunun kötülüklerini, zaaflarıni apacık ortaya seren, genelikle güncel olayları korkmadan sakınmadan eleştirel, politik taşlamaların yapıldığı bir oyundur. Gölge oyunu yarı saydam ve canlı renklerde olmaları, zamanını yansıtan giysileri birlikte beberuhi, zenne, cin vb. bir çok renkli figurleriyle dikkat çekicidir. Bu oyun tekniğinin Anadoluda ne zaman kullanılmaya başlandığı hakkında kesin bir bilgi olmamakla beraber rivayetlere göre Çin’den Moğalistan’a oradan da Anadolu’ya geçmiş, daha sonra da akımlara paralel olarak batıya geçmiştir. Sonraki bölüme geçmek için > bölüm seçmek için [>] işaretine basınız. Bu oyun tekniğin halk kültüründe ne zaman “Hacivat ve Karagöz” olarak adlandıldığı hakkında net olmamakla beraber değişik görüşler vardır. Bunlardan en yaygın olanı Sultan Orhan devrinde 1324-1362 Ulucami’nin inşaatı sırasında Bursa’da geçmiş olmasıdır. Cami inşaatında çalışan demirci ustası Kambur Bâli Çelebi Karagöz ile duvarcı ustası Halil Hacı İvaz Hacıvat arasında geçen nükteli konuşmaları dinlemek isteyen işçiler işi gücü bırakıp onların etrafında toplanır, bu yüzden inşaat işleri iyice yavaşlamış. Bu durumu öğrenen padişah Hacivat ve Karagözü idam ettirmiş. Rivayetlere göre daha sonra yaptığından pişman olan padişahın üzüldüğü belitilmekte bu durumu gören Şeyh Küşterî başından beyaz sarığını çıkarıp germiş ve arkasına bir ışık yakarak ayağından çıkardığı çarıkları ile de Karagöz ve Hacıvat’ın tasvirlerini canlandırıp nükteli konuşmalarını tekrar etmiş. O tarihten sonra da Karagöz oyunları değişik mekanlarda oynanır olmuş. 19. yüzyılda da yine sarayın ve halk toplantılarının gözde eğlencelerinden biri olduğunu yerli ve yabancı kaynaklardan öğreniyoruz. Söz konusu kaynaklara göre, II. Mahmut devrinde şehzadelerin sünnet düğününde geceleri on bir ayrı yerde Karagöz oynatılmıştır. Abdülaziz ve II. Abdülhamit devirlerinde bazı Karagöz sanatçıları Mızıkayı Hümayun himayesine alınmışlardır. Bu dönemde yetişen karagöz sanatçılarının kimisinin tekkelerden Şeyh Fehmi efendi, Müştak Baba, kimisinin medreseden Darphaneli Hafız efendi, Hafız Mehmet efendi. Kimisinin Enderundan Enderunlu Hakkı bey, Enderunlu Tevfik efendi, kimisinin katiplikten Katip Salih efendi, kimisinin cerrahlıktan Cerrah Salih efendi, pek çoğunun da esnaflıktan Yorgancı Abdullah Efendi, Püskülcü Hüsnü Efendi, Kantarcı Hakkı Efendi, Hamamcı Süleyman Efendi, Yemenici Andon Efendi, Çilingir Ohannes Efendi olduğu görülür. Günümüzde de Karagöz perdesine Şeyh Küşterî meydanı denir ve Şeyh Küşterî Karagözcülüğün pîri kabul edilir. Esnek yapısı itibariyle doğaçlamaya ve güncel olayların işlenmesine son derece açık olan Karagöz perdesi, zamanının en önemli toplumsal yergi vasıtasıydı. Halkın beğenmediği hükümet kararlarını eleştirdiği ve kamuoyunu temsil ettiği dönemler vardır. Osmanlı’nın son dönemlerinde Karagöz sanatçıları devlet ileri gelenlerinden bazılarının hırsızlığını, rüşvetçiliğini vs. perdede canlandırdıkları için bu taşlamalar çok keskin bulunmuş, oyunlar yasaklanmış, devlet ileri gelenlerinin perdeye yansıtılmaları ağır cezalara bağlanmış, bu yasaklamalardan sonra Karagöz sıradan, kaba saba bir güldürü durumuna düşmüştür. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde bir süre daha yaşayan Karagöz, zaman içinde tiyatronun, sinemanın daha sonra da televizyonun hayata girmesiyle tamamen etkisini kaybetmiştir. Ancak Karagöz oyunlarının etkisini kaybetmesindeki sebep sadece teknoloji alanındaki gelişmeler olmamıştır. 17. yüzyılda başlayan batılılaşma çabaları yirminci yüzyılın başlarında etkisini göstermeye başlamış, geleneksel Türkiye tiyatrosunun en önemli özelliği olan doğaçlama geleneği terkedilmiş, bunun yerini batı tiyatrolarında olduğu gibi yazılı metinler almıştır. Yazılı metne bağlı kalarak oynatılan Karagöz oyunları, yeni oyunlar yazılamadığı için çağa ve insanların kültürel gelişimlerine ayak uyduramamış, eskiden oynatılan oyunların aynısının tekrar tekrar perdeye getirilmesi insanların ilgisini çekmez olmuştur. Ancak doğaçlama geleneğine geri dönülmesi durumunda Karagöz eskiden olduğu gibi saygın ve yaygın bir duruma gelebilecektir, aksi takdirde önümüzdeki on yıllar içinde Karagöz sanatımız tarih kitaplarının arasında kalıp yok olmaya mahkumdur. Ne yazık ki günümüzde artık bir avuç gönüllü tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır. Karagöz Oyuna adini veren esas tiptir. Tahsil görmemis bir halk adamidir, sokak dili ile konusur. Hacivat’la birlikte oyunun iki temel kisisinden biridir. Cahil cesareti diyebilecegimiz bir cesarete ve gözüpeklige sahiptir. Bu yüzden tekin olmayan kisilerle basi sik sik derde girer. Sürekli Hacivat’in yardimini görür. Okumamis ama zeki ve hazircevaptir. Ögrenim görmüs kimselerin yabanci sözcük ve dil kurallari ile alay eder. Devamli olarak anladiklarini anlamaz görünür, kelimelere ters anlamlar yükler. Böylece toplum içindeki iki ayri zümrenin dillerinin çatismasi ortaya serilir. Hacivat’la söylediklerini yanlis anliyormus gibi eglenir. Sözlerine farkli ifadeler yükler. Genelde issizdir, bos gezer. Hacivat’in buldugu islerde çalisir. Yerinde duramayan, herseye burnunu sokan merakli bir tiptir. Bunun sonucu basi dertten kurtulmaz. Herseye burnunu sokan Karagöz sokaga inmedigi zaman pencereden kafasini uzatir veya evin içinden seslenerek ise karisir. Özü sözü bir, düsüncesini söylemekten çekinmeyen patavatsiz bir kisi oldugu için kendini hep zor durumlarin içinde bulur. Yine de isin içinden siyrilmasini bilir. Degisik oyunlarda degisik kiyafetler içinde görülebilir. Kadin Karagöz, Gelin Karagöz, Esek Karagöz, Çarpilmis Karagöz, Çiplak Karagöz, Süpürgeli Karagöz, Bekçi Karagöz, Çingene Karagöz, Sandalci Karagöz, Tulumlu Karagöz, Davullu Karagöz gibi çesitleri vardir. Oyun içinde rol geregi kiyafet degistirse de, oyun sonuna daima kirmizinin hâkim oldugu bilindik görüntüsü ile çikar. [youtube] Hacivat Haci ivaz, Haci Ayvaz veya Bursali Haci Ivaz adlari ile de anilir. Medrese egitimi görmüs, Arapça ve Farsça kelimelerle, tamlamalarla konusan, her konuda bilgi sahibi olan biridir. Karagöz’le sürekli bir didisme içindedir. Ders verir tavri, bilgiçlige döner. Bazen bu çok bilmis tavirlari baslarini derde sokar. Yine de çesitli badireler onun sayesinde atlatilir. Kiyafetine yesil renk hâkimdir. Karagöz gibi degisik tasvirleri vardir. Kadin Hacivat, Keçi Hacivat, Çiplak Hacivat, Kâhya Hacivat, Sandalci Hacivat. Ayni sekilde oyun içinde kiyafeti degisse bile oyun sonunda klasik yesilin hakim oldugu kiyafeti ile görünür. Çelebi Karagöz ve Ortaoyunu’nda genç erkegi oynayan, istanbul agziyla konusan bir tiptir. Eskiden okumus, tahsil görmüs egitimli kisiler için kullanilan Çelebi tâbiri, bey ve efendi kelimelerinin yerini tutardi. Eglenceyi sever, sürekli âsiktir. Kibar ve mirasyedidir. Güzel konusmayi ve gezmeyi sever. Kadinlara düskünlügü ile bilinir. Kiyafeti yillar içinde zennelerle birlikte en çok degisiklik gösteren tiptir. Modayi yakindan takip eder. Osmanli yasantisindaki toplumsal degisimleri en bariz gösteren Karagöz tipidir. Toplumsal degisimleri Çelebi kiyafetleri üzerinde görmek mümkündür. ilk zamanlar sarikli, kaftanli çelebilerden Tanzimat sonrasi fesli, setreli, redingotlu, istanbulinli çelebilere bir degisim gözlenir. Otel, han, hamam satin alip bunlarin isletmeciligini Hacivat’a verir. Arnavut Karagöz ve Ortaoyunu tipidir. Dürüst, mert ama bilgisiz ve kabadir. Çabuk kizar, ataktir, onun için adam öldürmek çok kolaydir. Kabadayiligi vardir, ama sikiya gelince kaçar. İyi davranilinca uyumludur. imparatorluk cografyasinda kavgaci ve silahsörlükleri ile taninir. Kendine has bir sivesi, Arnavut agzi vardir. Lâf anlatmasi zordur, okuma yazmayi, sayi saymayi bilmez. Oyunlarda cigercilik, bahçivanlik, bostancilik, bozacilik, koruculuk vb. islerle ugrasir. Çogu zaman Bayram adini kullanir. Tiryaki Mahallenin en yasli efendisidir. Yari uykulu hali ile kahvede oturur, mahallenin alay konusudur. Uyusturucu kullandigi için davranislarini kontrol edemez, sürekli uyku halindedir. Konusmasi Hacivati andirir. Sabirsiz ve sinirli bir kisilige sahiptir. Bazen de çocuk gibi davranir. Beberuhi Karagöz oyununda kötü huylu cüce tipi. Saray soytarılari gibi vücudu gelişmemiş, akli kıttır. Çabuk ve duraksamadan konusur. Baskalarini, özellikle Karagöz’ü kizdirmaktan hoslanir. Yilisik, sulu, alayci, herkesle dalga geçen densiz bir tiptir. Oradan oraya laf tasiyarak herkesi birbirine düsürür. Etrafa kulak asmaz, devamli olarak söz söyler, boyu kadar uzun bir külahi ve kimi kez de külahin ucunda feneri vardir. Karagöz argosunda “Pisbop” denildigi gibi “Alti karis Beberuhi” de denir. Tuzsuz Deli Bekir Oyunun külhan beyidir. Mahallenin namusu ile ilgilenir. Kötü gibi gözükse de çok iyi kalpli birisidir. Kaynaklar
Türk kültürü ve tarihinde önemli yeri olan Karagöz ve Hacivat gölge oyunları ile birlikte hayatımıza girmiştir. Eski zamanlarda hayali yada gerçek karakterlerin birbirleri ile geçen olayları konu olarak anlatılmaktadır. Gölge oyunu sayesinde tiyatrolarda önemli yerde olmaktadır. Karakterleri oynatıcılara hayalci adı verilmektedir. Beyaz bir perdenin arkasından ışık vurularak izleyicilere görsel bir şölen sunarak eğlendirmektedir. Karagöz İşi olmayan okula gidip eğitim almamı, halk insanı, mert, cesur, belalı, meraklı, patavatsız, hileci birisi olmaktadır. Hacivat Kurnaz ve içten pazarlıklı bir karakteri vardır. Eğitimli ve her konuda biraz bilgi sahibi olan herkesin nabzına göre şerbet vererek kendisini gösteren. Kültürlü, güldüren, güvenilir bir çok dil bilen birisidir. Karagöz ve Hacivat oyunları dört bölümden oluşuyor mukaddime, muhavere, fasıl, bitiş oluyor. Gölge oyunları uzak doğuda gelenek ve görenekleri doğrultusunda ülkemize geldiği biliniyor. Efsaneler anlatılırken genellikle uzak doğuda karakterler perde arkasında oynatılırdı. Başa dön tuşu
Çocuklara Karagöz ve Hacivat KonuşmalarıKaragöz ve Hacivat Okur YazarlıkHacivat, Karagöz’e yetişir.HACİVAT – Uğurlar olsun Karagöz’üm! Ben de dükkânıma gidiyordum, birlikte – Birlikte yün – Ne yün yemesi canım, yani beraber – Hangi berbere Karagöz ve Hacivat Bilgi Dağarcığı Konuşmasıİki arkadaş beraber yürüyorlar.HACİVAT – Karagöz’üm yüzyıllardır herkesi güldürürsün ama senin yüzünün güldüğünü ben pek kolay kolay – Köftehor, benim gibi bir gün iş bulur, üç gün işsiz kalırsan sen de gülmezsin!HACİVAT – Canım h Türk kültür tarihinin en önemli figürlerinden olan Karagöz ve Hacivat’ın komik konuşmalarından bir bölüm;Telefon İşiKaragöz, Arkadaşının Dükkânına GelmiştirHACİVAT – Aman Efendim, canım efendim, hoş geldin safa geldin!KARAGÖZ – Hoş bulduk Hacı Cavcav!…HACİVAT – Ne o, gözlerin açılmıyor? Hasta mısın Çocuklara Karagöz ve Hacivat Konuşmalarıİş HastalığıHacivat, Karagöz’ün odasına gelmiştir.HACİVAT – Aman Karagöz’üm, büyük geçmiş olsun!KARAGÖZ – Sağolasın Hacı Cavcav, hoş geldin!HACİVAT – Efendim iş seyahatimden döner dönmez hastalanıp yattığını öğrendim. Hemen ziyaretine – Z Karagöz ve Hacivat İşkembe Peşinde KonuşmasıHacivat, arkadaşını görmek için onun bahçesine gelmiştir.HACİVAT – Karagöz’üm merhaba, merhaba!…KARAGÖZ – Buraya da mı geldin sivri sakallı baba!HACİVAT – Efendim bahçede olduğunu söylediler de geçerken arkadaşımı bir göreyim dedimKARAGÖZ – Köftehor sen ben Bahçevan İşiKaragöz ile Hacivatın komik bahçıvanlık bir parkın yanından – Söylenir. Aaaaa, parkta oturan şu adam da Karagöz’e benziyor. Üstünde de mavi bir tulum var. Seslenir. Karagöz!…KARAGÖZ – Adımımı öğreniyorsun?HACİVAT – Değil efendim, birden tanıyamadım d Hacivat ile Karagöz komik konuşmalarından kısa bir konuşma..Karagöz Hacivat Alfabeyi Sökmek Konuşmasıİki arkadaş yürüyorlar.HACİVAT – Eeee, görüşmeyeli nasılsın Karagöz’üm?KARAGÖZ – Köftehor, her gün görüşüyoruz ya!…HACİVAT – Canım lafın gelişi öyle denir. Yani dünden beri nasılsın, neler yapıyo Karagöz ve Hacivat Mektup Örneği Konuşmasıİki arkadaş yürüyorlar.HACİVAT – Hoş geldin sevgili Karagöz’üm!KARAGÖZ – Hoş bulduk kel kafalı kara üzüm!HACİVAT – Nereden gelip, nereye gidiyorsun bakalım?KARAGÖZ – Bir yere gittiğim yok da, oğlumla kaç saattir okuma-yama çalıştık… Biraz gezeyim
hacivat ve karagöz bilgi dağarcığı